Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1657 E. 2010/2472 K. 23.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1657
KARAR NO : 2010/2472
KARAR TARİHİ : 23.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 148 ada 78 parsel sayılı 61847.53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 148 ada 78 parsel sayılı taşınmazın davacı murisi İdris Ünal mirasçıları adlarına payları oranında tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı dayanağı tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığı, çekişmeli taşınmazın mera olmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece; davacı tarafın dayandığı 7.10.1963 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı hükmen oluştuğu halde, dayanağı tescil ilamı ve krokisi yöntemince uygulanarak kapsamı belirlenmemiş, çekişmeli taşınmazın niteliği açıklığa kavuşturulmamıştır. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel ve komşu köylerden seçilecek mahalli bilirkişiler, önceki keşiflerde beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişi ve tanıklar, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında davacı tarafın dayandığı 7.10.1963 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydının dayanağını oluşturan tescil ilamında davalı Hazinenin taraf olduğu, tescil ilamının taraflar arasında kesin hüküm teşkil edip Hazineyi bağlayacağı gözetilmeli, öncelikle tescil krokisinin yöntemince uygulanması suretiyle tapu kaydının kapsamı belirlenmeli, tescil krokisinin uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda ise tapu kaydının hudutlarının mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, kaydın sınırlarında okunan “yol” sınırının kadimden beri yön değiştirmeyen sabit bir sınır olup olmadığı araştırılmalı, bu sınırın gayri sabit hudutlu olduğunun anlaşılması halinde kaydın miktarı ile geçerli olduğu düşünülmeli, davacı dayanağı 7.10.1963 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydına kapsam tayin edilirken tapu kaydının revizyon durumu da gözetilmeli, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazın dava tarihi itibari ile niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, önceki keşiflerde beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki ortaya çıktığı takdirde bu çelişki giderilmeli, taşınmaz hakkında yöntemince mera araştırması yapılmalı, çekişmeli taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalmadığı ve mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde ise davacı taraf lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, çekişmeli taşınmazın niteliği ile ilgili olarak ise 3. kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 23.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.