YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/175
KARAR NO : 2010/4537
KARAR TARİHİ : 25.06.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 128 ada 5 parsel sayılı 1598,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 1530/2400 payı … ile müşterekleri adına, kalan 870/2400 payı ise malikinin kim olduğu tespit edilemediğinden tarla niteliğinde davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içinde Hazine adına tespit edilen 870/2400 payın miras bırakanları olan …’dan kendilerine irsen intikal ettiği iddiası ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında …, Hazine adına tespit edilen payın davacıların miras bırakanı olan …’dan satın aldığı iddiası ile ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların ve müdahilin davalarının kabulüne, çekişmeli 128 ada 5 sayılı parselin kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın tamamı 2400 pay kabul edilerek 1530 payının tespit gibi …, …, …, … ve … … adlarına, 255 payının müdahil … adına tesciline, geriye kalan 615/2400 payın ise miras payları oranında davacılar adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile müdahil tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacılar ve müdahil yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği, çekişmeli taşınmazın yayla ev yeri olarak kullanılmakta olup, davacılar ve miras bırakanları ile müdahil tarafından zilyetliğin terk edilmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz Hazineye pay verilmek suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ve müdahil Hazine payına yönelik olarak dava açmışlardır. Davacılar dava ettikleri payın özel parselasyon haritası içinde yer aldığını, ancak murisleri tarafından satılmayan özel parsellerine tekabül ettiğini, müdahil ise, davacıların murisinden özel parselasyon haritası içinde kalan alandan satış senetlerinde belirtilen miktarda yer satın aldığını iddia etmiştir. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ile tanık beyanları çekişmeyi aydınlatmaya yeterli olmadığı gibi, özel parselasyon haritası da zemine uygulanmamış, ayrıca taşınmazın niteliği yönünden yeterli araştırma yapılmamış, tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişileri taşınmaz başında tanık sıfatı ile dinlenilerek aykırılığın nedeni üzerinde durulmamıştır. Sağlıklı sonuca ulaşabilmek için komşu taşınmazlara ait kadastro tutanak
örnekleri ve dayanakları kayıtlar tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle getirtilerek, dosya tamamlandıktan sonra komşu köylerden seçilecek üçer kişilik yerel bilirkişi, ormancı bilirkişi ve ziraatçı bilirkişi kurulları ile taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte özel parselasyon haritası zemine uygulanarak, parselasyona tabi tutulan parsellerin nereye karşılık geldiği belirlenmeli, bu harita kapsamındaki tüm parsellerin tutanakları cclbedilip ne şekilde kesinleştikleri saptanmalı, davalı iseler iş bu dava ile birleştirilmeleri gerekip, gerekmediği yönü üzerinde durulmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin orman, mera, ham toprak, hali arazi, yaylak niteliğinde olup olmadığı, taşınmaz üzerinde kimin ne zamandan beri, ne şekilde zilyet olduğu ve zilyetliğin ekonomik amaca uygun olarak sürdürülüp sürdürülmediği ayrıntılı olarak sorulup saptanmalı, gerektiğinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatı ile dinlenilmek sureti ile aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, Hazine adına tespit edilen payın hukuki dayanağının olup olmadığı araştırılmalı, bu pay üzerinde zilyetlikle davacılar veya müdahil yararına edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.