Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1761 E. 2010/3477 K. 29.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1761
KARAR NO : 2010/3477
KARAR TARİHİ : 29.04.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 203 ada 22 parsel sayılı 32.954,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Toprak Tevzii Komisyonunca yapılan çalışma sonucu oluşan tapu kaydı nedeni ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Hazine tapu kaydının oluşumuna dek çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlik ile edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli parsel toprak tevzi çalışmaları sırasında 462 nolu komisyon parseline uygulanan tapu kaydının kuzey hududunun taşlık okuması nedeniyle miktar fazlası olarak belirtilmiş ve Hazine Adına 01.02.1966 tarih ve 131 sıra nolu kaydı oluşmuştur. Kadastro sırasında Toprak Komisyonunun 462 sayılı parseli 203 ada 23 parsel olarak tespit edilmiş ve bu parsele 15.12.1951 tarih 200 sıra numaralı tapu kaydı revizyon görmüştür. 462 nolu komisyon parselinin dayanağı olan ve 203 ada 23 sayılı kadastro parseline de revizyon gören bu tapu kaydının tescil ilamı ile oluştuğu ve dava konusu taşınmaz yönünü taşlık olarak okuduğu anlaşılmaktadır. Tapu kaydı değişebilir sınırlı olup, miktarı itibarı ile dava dışı 23 sayılı parseli kapsadığı, dava konusu 22 sayılı parselin bu tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı tartışmasızdır. Buna göre davacının babası adına oluşan tapu kaydının miktar fazlası üzerindeki zilyetliğin, tapunun oluştuğu tarihten sonra başladığının kabulü zorunludur. Kaydın oluştuğu tarih ile Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 01.02.1966 tarihine kadar geçen süre 20 yıla ulaşmadığına göre miktar fazlası yönünden zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu kabul edilemez. Hal böyle olunca mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46. madde koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.