YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1823
KARAR NO : 2010/2623
KARAR TARİHİ : 01.04.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 133 ada 8 parsel sayılı, 9141,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın mera olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olmadığı, tarım arazisi olduğu ve davalı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz mera olarak tespit edilen aynı ada 54 sayılı parsele bitişik olduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamış, ziraatçi bilirkişiden çekişmeli taşınmazın niteliği konusunda komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle davalı olduğu anlaşılan 133 ada 54 nolu parsel sayılı taşınmaz ile ilgili dava dosyası ve bu parsel içinde kalan davalı diğer parsellere ilişkin dava dosyaları birisi hakkında verilecek hükmün diğerlerini de etkileyecek olması nedeniyle birleştirilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin ne olduğu, tahsisli ya da geleneksel biçimde kadimden beri kullanılagelen mera olup, olmadıkları sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılarak; taşınmazların öncesinin mera olmadığının anlaşılması halinde taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa ne zaman hangi tarihte başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hakkında maddi olaylara dayalı olarak ayrıntılı bilgi alınmalı; yargılama sırasında toplanan delillerin tutanakların edinme sebebi sütununda yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde dinlenmeyen tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, tespit bilirkişi ve yerel bilirkişi beyanları arasında çelişki olması durumunda yüzleştirme yapılmak sureti ile çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, komşu parsellerle arasında ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ile ilgili çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, davacı adına aynı çalışma alanı içinde
belgesiz, zilyetliğe dayalı olarak tespit edilen taşınmazlar bulunup bulunmadığı Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Mahkemeler Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak, varsa, bu şekilde tespit edilen taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile tapu kayıtları dosya arasına getirtilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 01.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.