YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2609
KARAR NO : 2010/6693
KARAR TARİHİ : 22.11.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 128 ada 35, 111 ada 14 ve 122 ada 61 parsel sayılı 56870.06, 110831.16 ve 20667.34 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Köy Tüzel Kişiliği, yasal süresi içinde çekişmeli parseller ile ırmağın kenarında kalan ve dere yatağı olarak tespit edilen ağaçlık bölümün, köye ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 111 ada 14, 122 ada 61 ve 128 ada 35 sayılı parsellerin mera olarak sınırlandırılmalarına, teknik bilirkişilerin tespit harici kalan yere ilişkin düzenledikleri raporda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen yerlerin ayrı parsel numaraları verilerek davacı Aşağıtepecik Köyü Tüzel Kişiliği adına tesciline, raporda yol olarak görünen yerin ise yol olarak terkinine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle çekişme konusu 111 ada 14, 122 ada 61 ve 128 ada 35 sayılı parsellere yönelik usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA
2- Hazinenin Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilen ve teknik bilirkişinin rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümler ile yol olarak bırakılan bölüme ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece tespit dışı bırakılan taşınmazın dava edilen bölümlerinin Köy Tüzel Kişiliği tarafından ağaç dikmek suretiyle 50 yılı aşkın bir zamandan beri kullanıldığı, zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği, (A) ve (B) arasında kalan bölümün ise yol olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26.maddesine göre, kadastro mahkemesinin görevi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Davaya konu taşınmazların kadastro tespiti sırasında tespit dışı bırakıldıkları ve haklarında tutanak düzenlenmediği,taraf beyanları, mahallinde yapılan keşif ve teknik bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere kadastro mahkemelerinde davaya bakılabilmesi için davaya konu olan taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması zorunludur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 7.maddesi
gereğince mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, re’sen gözetilmesi gerekir. Bu nedenlerle mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dava dosyasının görevli Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.