YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2707
KARAR NO : 2010/3616
KARAR TARİHİ : 10.05.2010
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. İCRA MAHKEMESİ
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanık …’nun beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma talepli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Müşteki vekili şikayet dilekçesiyle, …hakkında kesinleşen takipte, alacağın tahsili amacıyla 11.5.2007 tarihinde şirketin müseccel adresinde yapılan hacizde, borçlunun ticareti terk ettiğinin anlaşılması karşısında şirket yetkilisi sanığın İİK’nun 337/a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “…Teb K.35.m uyarınca borçlu şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin, ticaret sicilinin bildirdiği adres olduğu, vergi mükellefiyetine uygun olarak şirketin, internet ortamında vergilerini düzenli ödemeye devam ettiği, vergi dairesinin de belirttiği gibi, kolluk tarafından yapılan araştırma sonucu, şirketin ticari sicilde kayıtlı adresinde faaliyet göstermediği belirlense de, ticari faaliyetlerine yönelik, vergilerini ödemeye devam eden şirketin, ticari faaliyet gösterdiği adresinin belirlenememe gerekçesi ile, ticareti fiilen terk ettiğini ileri sürmek mümkün değildir. Şirketin yeni ticari adresini alacaklılarına bildirmemesi başka hukuki sonuçlara neden olabileceği” gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesinde ticaret şirketlerinin nev’ilerinin; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu belirtilmiş olup, anılan yasa incelendiğinde yukarıda sayılan şirketler yönünden ticareti terk hususu değil, bunun yerine infisah ve tasfiyelerinin öngörüldüğü, eş anlatımla bu şirketlerde ticareti terk yerine ortaklık ilişkisi sona erdirildiğinden ve tasfiyeleri sonrasında kayıtlı olduğu ticaret sicil memurluğunda terkin işlemi sırasında İİK’nun 44. maddesine göre mal beyanında bulunma yükümlülükleri olmadığından, sözü edilen şirket yetkilileri için ticareti terk suçunun işlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemine iştirak edilememiştir.
Sanığın açıklanan gerekçeler yerine,farklı gerekçelerle beraatine karar verilmesi isabetsiz ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 10.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.