YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2960
KARAR NO : 2010/7435
KARAR TARİHİ : 16.12.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 122 ada 311 parsel sayılı 5.704.790,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, önce … Köyünün kadim merası olması ve Kadastro Komisyonunca belirlenen mera alanı sınırları içinde kalması nedeniyle orta malı olarak sınırlandırılmış, sonra tespit gününden önce davalı olması nedeniyle davalı hale getirilmiştir. Tespite karşı açılan ve devredilen dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen 22.10.2002 tarihli ilk karar Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 30.12.2002 tarih ve 2002/12963-13033 sayılı Kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27 ve 11.maddeleri uyarınca yöntemince askı ilanı yaptırılmadan duruşmalara başlanmasının isabetsizliği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak başlanan yargılama sırasında … ve … ile diğerleri, tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 19.07.2005 tarihli kararla tüm davacı ve katılanların davalarının reddine ve çekişmeli taşınmazın mera olarak tespiti ile özel siciline kaydına, meranın aidiyeti konusunda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ve yetkili Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemizin 20.03.2007 tarih 2007/866-820 sayılı Kararı ile 19.07.2005 tarihli Karara karşı … Köyü Tüzel Kişiliğinin bütün temyiz itirazları reddedildikten sonra; katılanlar …, … ve …’ın temyiz itirazları yönünden yöntemince dayanaklarını oluşturan kayıtların uygulanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gereğiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında katılanlar … ve … 15.03.2010 tarihli dilekçeleri ile 19.07.2005 tarihli kararın kendilerine tebliği istemiyle mahkemeye dilekçe sunmuşlar ve dilekçeleri altına yapılan açıklamaya göre anılan gerekçeli karar ile tebliğ belgelerinin birer örnekleri kendilerine verilmiştir. Katılanlar … ve … 16.03.2010 tarihli dilekçeleri ile 19.07.2005 tarihli kararın kendilerine yöntemince tebliğ edilmediği ve karardan yeni haberdar olduklarını bildirerek 19.07.2005 tarihli kararı temyiz istemli dilekçe sunmuşlar; Mahkemenin 23.03.2010 tarihli ek kararı ile temyiz istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Katılan … ve … bu kez mahkemenin 23.03.2010 tarihli ek kararını temyiz etmişlerdir.
1- 19.05.2005 tarihli Karar “tevziat saatinde arazide olduğundan muhtar imzasına tebliğ edildi” açıklamaları yapılarak, katılan … ve katılan … yerine Muhtar Nizam Daşçı’ya ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Kendisine tebligat yapılacak kimse adına tebligat yapılabilecek kişilere nasıl tebligat yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. ve Tebligat Tüzüğü’nün 28.maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddelerdeki düzenlemelere göre, katılanlar … ve …’a 19.05.2005 tarihli gerekçeli kararın yöntemince teblig edildiği kabul edilemez. Hal böyle olunca, katılanlar … ve …’ın 19.05.2005 tarihli gerekçeli Kararı 15.03.2010 tarihinde öğrendiklerinin ve 16.03.2010 tarihli temyiz istemlerinin süresinde olduğunun kabulü zorunludur. Bu nedenlerle, mahkemenin 23.03.2010 tarihli temyiz istemlerinin reddine ilişkin ek kararında isabet bulunmadığından, 23.03.2010 tarihli ek kararın kaldırılmasına,
2- 19.05.2005 tarih 2003/2 Esas-2005/14 Karar sayılı gerekçeli karar üzerinde katılanlar … ve …’ın temyiz itirazları yönünden yapılan temyiz incelemesi sonunda mahkemece, çekişmeli 122 ada 311 parsel sayılı taşınmazın mera niteliğinde olduğu, katılanların dava ettikleri bölümler ile taşınmazın diğer bölümleri arasında doğal her hangi bir sınırın bulunmadığı, dayanılan kayıtların gösterilen bölümlere uymadığı ve çekişmeli taşınmazın bir bütün olarak mera niteliğinde bulunduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Katılanlar iskanen oluşmuş tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Mahkemece dayanılan tapu kayıtları dosya içine getirtildiği halde, iskanen oluşan tapu kayıtlarının haritasının bulunup bulunmadığı araştırılmamış, mahallinde yöntemince uygulanıp kapsamları belirlenmemiş ve uygulamada komşu parsellerin tutanakları ile dayanaklarını oluşturan kayıtlardan yararlanılmamıştır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; katılanların dayanaklarını oluşturan tapu kayıtlarının tesçiline esas olan tüm iskan belgeleri ve varsa iskan haritaları ile komşu tüm taşınmazların kadastro tutanaklarının örnekleri ve kadastro tespitlerinin dayanaklarını oluşturan kayıtları dosya içine getirtildikten sonra mahallinde yerel bilirkişiler, tüm tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile uzman fenni ve ziraatçı bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20.maddesinde düzenlendiği gibi, varsa öncelikle fenni sıhhati haiz haritaları uygulanarak, fenni sıhhati haiz haritalarının bulunmaması halinde ise, dayanak tapu kayıtlarının köyü, mevki ve tüm sınırları tek tek okunarak mahalline uygulanmalıdır. Bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı ve tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmelidir. Yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu parsellerin kadastro tutanağı örnekleri ve varsa tespitlerinin dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmelidir. Bu şekilde dayanak kayıtların bilinemeyen sınırları konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı tanınmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçı bilirkişi veya bilirkişi kurulundan çekişmeli bölümlerin tarımsal niteliğini bildirir, çekişmeli bölümler üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini irdeler, komşu bölüm ve komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, çekişmeli bölümlerle komşu bölüm ve komşu taşınmazlarla aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı ve çekişmeli bölümün mera bütünlüğünü bozup bozmadığı ve çekişmeli bölümlerin zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağını açıklar gerektiğinde çekişmeli bölümlerin değişik yönlerden çekilecek fotoğraflar ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır. Keşfe katılacak fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı gösterir, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilmiş sınırlar işaretli, varsa iskan haritası ile kadastro paftasını çakıştırmalı şekilde gösteren, kayıt uygulamalarının denetimine olanak verir; çekişmeli bölümler ile komşu bölüm veya taşınmazların konumunu yan kesit krokisinde gösterir ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Katılanlar … ve …’ın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.