Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3332 E. 2011/1761 K. 08.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3332
KARAR NO : 2011/1761
KARAR TARİHİ : 08.04.2011

MAHKEMESİ : … KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … ada … parsel sayılı 653,12 metrekare yüzölçümündeki yığma taştan ev, ahır ve arsası niteliğindeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü A.. Ş.. adına, … ada … parsel sayılı 144,68 metrekare yüzölçümünde arsa niteliğindeki taşınmaz ise aynı nedenle … Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Davacı CA.. Ş.., yasal süresi içinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli … ada … sayılı parselin fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümünün kadastro tespitinin iptali ile, aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına, … parsel sayılı taşınmazın geriye kalan bölümü ile çekişmeli … ada … sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının temyizi … ada … parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölüm ile aynı ada … sayılı parsel hakkında oluşturulan hükme yöneliktir. Mahkemece, davacının … ada … sayılı parsel hakkındaki davasının fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik olduğu, davalıların kabule ilişkin beyanlarının da bu bölüme ait olduğu kabul edilerek, kabul beyanı esas alınmak suretiyle; … ada … sayılı parsel yönünden ise davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme, araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
1- Taşınmazların başında 14.09.2009 tarihinde keşif yapılmış olup dosyadaki keşif tutanağının incelenmesinden … ada … parsel sayılı taşınmazla ilgili hiç bir beyanın alınmadığı, bu parselle ilgili her hangi bir uygulama da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, davacının bu parselde dava ettiği yerin (B) harfi ile işaretli bölüm olduğu, davalıların davayı kabule ilişkin olarak duruşmada ve dilekçe ile ileri sürülen beyanlarının da bu bölüme yönelik olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiştir. Doğru sonuca ulaşabilmek için, mahkemece mahallinde yeniden taraflar hazır olduğu halde keşif yapılmak suretiyle
davacıdan dava ettiği taşınmazın sınırlarını göstermesi istenilmeli, davalıların kabul beyanlarının hangi taşınmaza ilişkin olduğu taşınmaz başında değerlendirilmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu yön gözardı edilerek dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz, davacının … ada … sayılı parselin (C) harfi ile işaretli bölümüne yönelik temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2- Davacının … ada … sayılı parsel hakkında oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece kadastro tespiti Köy Tüzel Kişiliği adına yapılan taşınmazda davacının gübre dökmek suretiyle zilyet olduğu, bu biçimdeki kullanımın ekonomik amaca uygun kullanım olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarında taşınmazın öncesinde davacının miras bırakanı tarafından bizzat harman yeri ya da gübre dökmek suretiyle kullanıldığı, ölümü ile mirasçıları arasında yapılan paylaşmadan sonra ise davacı tarafından harman yeri niteliği ile kiraya verilerek kullanıldığı, arsa olarak da sahiplenildiği belirtilmiştir. Niteliği özel harman yeri olan taşınmazların koşullarının varlığı halinde zilyetlik yolu ile kazanılması mümkündür. Hal böyle olunca, davada doğru sonuca ulaşılabilmesi için taşınmaza batı yönde komşu bulunan taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı ve varsa dayanağı kayıtlar da getirtilmek suretiyle mahalli bilirkişi, zilyetlik tanıkları, ziraat bilirkişi kurulu ve hayatta olan tespit bilirkişilerinin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kamu orta malı ve mera niteliğini taşıyıp taşımadığı, özel harman yeri olarak kullanıp kullanmadığı, kim tarafından hangi tarihten beri ne suretle tasarruf edildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı ve niteliği konusunda ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, taşınmazın niteliğinin zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğunun anlaşılması halinde 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen belgesiz edinilebilecek miktarla ilgili sınırlamalar da dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.