Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3340 E. 2011/954 K. 03.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3340
KARAR NO : 2011/954
KARAR TARİHİ : 03.03.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 218 ada 12 parsel sayılı 5596.71 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ….oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalı … adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının çıkarılan tebligata karşın keşif giderini kendisine tanınan sürede yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin davada ispat yükü kendisine düşen kişi aleyhine uygulanabilmesi için, dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, bundan sonra keşif avansı için ilgiliye süre verilmesi gerekir. Bu sürede hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, teknik bilirkişi, uzman bilirkişi ve tanıklar için çıkarılacak davetiye masrafları kalemler halinde gösterilip, toplam masrafın mahkeme veznesine depo edilmesi için ilgiliye makul bir süre verilmeli, ilgiliye verilecek süre ile tensip edilecek keşif günü arasında bilirkişi adaylarıyla tanıklara çıkarılacak davetiyelerin tebliğinin sağlanması için yine makul bir sürenin varlığına özen gösterilmeli, duruşmada hazır olan ilgiliye verilen süre içerisinde keşif masrafının yatırılmamasının yasal sonuçları anlatılıp duruşmada hazır bulunmayanlara ara kararı usulüne uygun olarak tebliğ edilmelidir. Bu nedenle, mahkemenin ihtara ilişkin ara kararı ile davacıya çıkarılan tebligat usulüne uygun bulunmamaktadır. Davacının dayanağını oluşturan delilleri ve özellikle tapu kaydının bulunup bulunmadığı sorulup saptanarak, varsa dosya içine getirtilerek dosya keşfe hazır hale getirilmediği gibi; yerel bilirkişi adaylarının kolluk aracılığı ile hazır edilmesine karar verilmesi ile davacıya dinleteceği tanıkları için giderini yatırması gerektiği hususunda tebligat belgesinde bir açıklık bulunmamasında da isabet görülmemiştir. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.