Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3614 E. 2011/1518 K. 25.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3614
KARAR NO : 2011/1518
KARAR TARİHİ : 25.03.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro Tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 384 ada 3 parsel sayılı 591,788 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tarla niteliği ile … kızı … … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde nüfus kaydına göre ismi “…” ise de, halk arasında kendisinin “…” adı ile bilindiğini belirterek kadastro tutanağının malik hanesinde yazılı olan ismin “… kızı …” olarak düzeltilmesine karar verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne çekişmeli parselin kadastro tespit tutanağının malik hanesinde yazılı bulunan “… kızı … …” adının iptali ile “… kızı …” olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, Kadastro Müdürlüğünü temsilen duruşmalara katılan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, davada kadastro müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Kural olarak kadastro davaları lehine tespit yapılan ya da kadastro komisyonunca adlarına tescil kararı verilen kişilere karşı açılır. Somut olayda dava, tutanağın malik hanesinde tespit maliki olarak görünen davacının adının düzeltilmesine ilişkindir. Buna göre henüz sicil oluşmamış olduğundan davanın Hazine’ye yöneltilmesi zorunludur. Her ne kadar dava, Kadastro Müdürlüğü’ne yöneltilerek açılmış ise de, tüzel kişiliği bulunmayan idari birim niteliğindeki Kadastro Müdürlüğü’nün davada taraf gösterilmesi HGK’nun 2010/7-10 Esas, 2010/86 Karar sayılı emsal kararında da benimsendiği gibi, temsilcide yanılma hali olup, davanın Hazine’ye izafeten açıldığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca gerçek hasım olan Hazine davaya dahil edilerek, davaya karşı savunma ve delillerinin sorulup saptanması, göstereceği delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, husumet yaygınlaştırılmadan davanın esasına girilerek karar verilmiş olması isabetsiz, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.