YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3861
KARAR NO : 2011/1019
KARAR TARİHİ : 04.03.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 116 ada 14 parsel sayılı 1058757,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, imar ve ihya edilmediği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığından bahisle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda kararın hüküm fıkrasında davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi davalı … adına tesciline karar verilmişken kararın gerekçe bölümünde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 141/3 ve HUMK’nun 388/3 maddeleri uyarınca mahkeme kararlarında gerekçe gösterilmesi ve gerekçe ile hüküm bölümünün uyumlu bulunması zorunludur. Somut olayda gerekçeli kararın sonuç bölümünde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği vurgulandığı halde, hüküm bölümünde davanın reddine karar verilerek gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmasında isabet bulunmadığı gibi; kararın gerekçe bölümünde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388/3.fıkrasında düzenlendiği biçimde açık ve somut uyuşmazlığa ilişkin gerekçe gösterilmemiş olması da isabetsiz olup, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.