YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4111
KARAR NO : 2011/704
KARAR TARİHİ : 07.02.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 173 ada 17 parsel sayılı 518.70 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 4/5 payı davacı …, 1/5 payı verasette iştirak şeklinde davalılar … evlatları … ve … adlarına tespit edilmiş, taşınmaz üzerindeki evin …’a ait olduğu şerhi verilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde davalıların babası ile malları taksim ederken taşınmazdaki hissesine karşılık başka taşınmaz alarak hissesini kendisine devrettiğinden davalıların 1/5 payının bulunmadığı, tamamının kendisine ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 173 ada 17 sayılı parselin tespit gibi tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın tarafların ortak kök murisinden geldiği ve davacının taksimi ispat edemediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde davalıların murisi babaları ile taksim yaparken taşımazdaki 1/5 paylarının karşılığı başka taşınmaz aldıkları taşınmazın tamamının kendisine ait olduğunu, aşamalardaki beyanlarında ise taşınmazın öncesinin …, … ve … …’a ait iken taksim ile üç kız evladına kaldığı, birinin kendi murisi Zekiye olduğu, teyzelerinin hisselerini almak ve başka yerden hisse vermek suretiyle tamamının kendisine ait olduğunu iddia etmiştir. Davacının tam olarak hangi iddiaya dayandığı anlaşılamamaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi aynı zamanda tespit bilirkişisi olup gerek yerel bilirkişi gerekse tanık beyanları taşınmazın önçesinin kime ait olduğu, kime kaldığı, kimin ne kadar süre ile zilyet bulunduğu hususlarında çelişkili olup, çelişki giderilmeden ve yeterli olmayan beyanlara dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca davalıların ve murisleri …’in kimin mirasçısı olduğu tam olarak anlaşılmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacının iddiası ve davalıların savunması somut olarak tespit edilmeli, iddia ve savunma doğrultusunda bildirdikleri deliller toplanmalı, bundan sonra taşınmaz başında yerel bilirkişiler, tarafların gösterdiği tanıklar, tüm tespit bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, tarafların kimin mirasçıları olduğu, kimin ne zamandan beri ne şekilde kullandıkları, kullanımın taksime dayalı olup olmadığı, davalıların 1/5 payının nereden geldiği, davalıların payına karşılık başka taşınmaz alıp almadıkları, taşınmazı kimin ne zamandan beri hangi sebeple kullandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişilerin ve tanıkların beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, toplanan dellillerin tespit tutanağının edinme sebebindeki beyanlara aykırı olması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişki giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi Isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.