Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/4117 E. 2011/1045 K. 07.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4117
KARAR NO : 2011/1045
KARAR TARİHİ : 07.03.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 114 ada 26 parsel sayılı 2769.68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle (ölü) … … adına tespit edilmiştir. Davacı … yasal süresi içinde, taşınmazın yarı payının babaannesi ….ın bağışı ile yarı payının ise ……’dan satın alma yolu ile kendisine geçtiğini ileri sürerek tamamının adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 114 ada 26 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının ibraz ettiği satış ve hibe senetlerinin taşınmazı kapsamadığı, tarafların kök muris …’in mirasçıları olduğu, taşınmazın davalıların annesi …..’ye miras hissesine karşılık taksimen verildiği, …’nin, miras hissesine karşılık başka taşınmaz kullanmadığı, davacının taşınmazda akrabalık ilişkisine dayanarak sürdürdüğü zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf, taşınmazın kök muris …’den mirasçılarına intikal eden ve taksim ile oğlu …’e O’ndan da … oğlu …’ye düşen yer olup …’den de kendisinin satın aldığını, ayrıca … mirasçısı …’ın eşi olan…’ın da hissesini kendisine hibe ettiğini iddia etmiş; davalı taraf ise taşınmazın kök muris …’den geldiğini, murisleri…’ın tespit maliki kızı …’ye, kendisi öldükten sonra …’nin olacak şeklinde hibe ettiğini, …’nin damadı olduğu için davacı …’nun kullanmasına izin verildiğini savunmuştur. Dosyadaki beyanlardan taşınmazın öncesinin ortak muris …’den intikal ettiği, davacının, …’in oğlu …’tan olma torunu …’un oğlu olduğu, tespit maliki …’nin ise …’ın kızı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak …’in nüfus kaydı getirtilmemiş, ölüm tarihi ve tüm mirasçıları tespit edilmemiştir. Kök muris …’in terekesinin taksim edilip edilmediği belli olmadığı gibi, … mirasçıları … ve … terekesinin paylaşılıp paylaşılmadığı da belli değildir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle kök muris …’in verasete esas teşkil edecek şekilde nüfus aile kayıt tablosu getirtilerek tüm mirasçıları tespit edildikten sonra, taşınmaz başında, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları tespit bilirkişileri ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıklardan muris …’e ait olan taşınmazların tüm mirasçılarının katılımı ile taksim edilip edilmediği, edilmiş ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçının payına isabet ettiği, taksimde diğer mirasçıların miras payına karşılık hangi taşınmazların ya da menkul malların verildiği, geçerli bir paylaşma yapılmış ise, … mirasçıları … ile …’ın terekelerinin de usulüne uygun biçimde taksim edilip edilmediği, taksimde taşınmazın tarafların murisi …’a kaldığının anlaşılması halinde …’ın terekesinin de tüm mirasçılarının katılımı ile paylaşılıp paylaşılmadığı, taşınmazın mirasçılarından…’a mı, yoksa tespit maliki … …’a mı düştüğü, …’a düşmüş ise… tarafından davacı …’ya mı yoksa davalı … …’a mı temlik edildiği, kimin ne zamandan beri hangi sıfatla kullandığı davacı tarafın dayandığı 04.04.1965 tarihli “hibe senedi” hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının tespit tutanağının edinme sebebinde yer alan beyanlar ile çelişmesi halinde, tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenilmek suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye imkan veren rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.