YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4741
KARAR NO : 2011/932
KARAR TARİHİ : 28.02.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 10, 20, 112 ada 2 ve 6, 114 ada 6, 40 ve 118 ada 13 parsel sayılı 7.492,36, 487,94, 283,49, 591,62, 6.307,68, 9.958,95 ve 942,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu ve vergi kaydı, irsen intikal, taksim, harici satış, ifraz, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle paylı olarak davacı … ile davalı … ve … ile paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal, pay satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabul beyanı nedeniyle kabulüne ve çekişmeli parsellerdeki davalı … ve …’ye ait payların davacı payına eklenmesi suretiyle davacı adına tesciline, diğer paylar yönünden tespitteki durumun korunmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazlar, tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal, taksim, harici satış, ifraz ve hibe nedeniyle davacı … ile davalılar … ve … adına paylı olarak tespit edilmiştir. Mahkemece, davayı kabul ettikleri gerekçesi ile davalı … ve …’ye ait paylar davacının payına eklenerek davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. 03.07.2009 günlü keşifteki imzalı beyanında davacı, hazır bulunan davalı … ve …’ye, ayrı ayrı dava konusu taşınmazlardaki paylarına karşılık her birine 7000’er TL vermeyi kabul ettiğini, parayı en geç 25.09.2009 tarihine dek ödeyeceğini belirtmiş; davalılar … ve … de, davacı tarafın kendilerine ayrı ayrı 7000’er lira vermesi halinde taşınmazlardaki 1/6’şar paylarını devretmeyi kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Taraflar arasındaki anlaşma uyarınca iki tarafın da edimlerini yerine getirmesi zorunludur. Sulh anlaşması gereğince davacının taahhüt ettiği edimini yerine getirdiği saptanmadan davalı tarafın paylarının iptaline karar verilemez. Açıklanan nedenlerle davacıya sulh anlaşmasında öngörülen edimlerini yerine getirmek üzere önel verilmeli, sulh anlaşması uyarınca işlem yapıldıktan sonra sulhun tastikine karar verilmelidir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.