YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5066
KARAR NO : 2011/1463
KARAR TARİHİ : 24.03.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 188 ada 23 parsel sayılı 3185,49 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal, ifraz, taksim ve bağış nedenleriyle ve eşit paylarla davacı … ve davalı … adlarına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde dava konusu taşınmazın dayanağını oluşturan tapu kaydına göre babası….’ın payının daha fazla olduğu, ayrıca babasının bir çok hissedardan yer satın aldığı, bu nedenle taşınmazdaki payının 1/2’den fazla olduğu iddiası ile davalı adına tescil edilen 1/2 payın iptali ve kendi adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1939/3184 payının davacı, 1245/3184 payının ise davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında daha önce görülmüş olan el atmanın önlenmesi davasına konu olan yer ile dava konusu yer aynı olmakla birlikte, tapu kaydına göre tarafların paylarına ilişkin olarak eldeki davada alınan bilirkişi raporunun daha doğru olduğu kabul edilmek sureti ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Kesin hükmün varlığı halinde, uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur. Taraflar arasında Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/347 Esas ve 2001/12 sayılı ilamına konu yer ile iş bu dosyada dava edilen taşınmaz aynı olup, her iki davanın tarafları ve dayanılan hukuki sebep de aynıdır. Hal böyle olunca, taraflar arasında kesin hüküm bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak kesin hüküm oluşturan ilamda davalı …’ın payı 1/20 olarak kabul edilmiş, bu paya yönelik olarak müdahalenin men’ine karar verilmiştir. Kesin hüküm tarafların tapu kaydındaki payları dışında bir kabulü içermemektedir. Bu durumda davacı ve davalı paylarının aynen ve taksimen dava konusu taşınmazda da geçerliliklerini sürdürdüklerinin kabulü gerekir. Davacının dava konusu taşınmaza revizyon gören tapu kaydındaki payı 14/60, davalının payı ise 3/60’dır. Taraflar taşınmazda kayden bu oranda paydaştır. Davacı ve davalı arasında bir taksim iddia ve ispat edilmiş de değildir. Bu nedenle ihtilafın tapu kaydındaki paylara göre çözülmesi zorunludur. Hal böyle olunca taşınmazın 14/17 payının davacı, 3/17 payını ise davalı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.