YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5303
KARAR NO : 2011/2238
KARAR TARİHİ : 28.04.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 106 ada 19 parsel sayılı 11203,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikal ve taksim nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … Köyü Tüzel Kişiliği, taşınmazın Köy Tüzel Kişiliğine ait mera olduğu iddiası ile dava açmıştır. Yargılama sırasında Hazine de davaya dahil edilmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın zaman zaman otu biçilmek sureti ile kullanıldığı, kullanım sürekli olmadığı gibi köy halkından başkaları tarafından da otunun biçildiği, kimsenin zilyet ve tasarrufunda olmadığı kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava mera iddiası ile açıldığı ve davaya konu taşınmaz meraya sınır olduğu; mera uyuşmazlıklarında yerel bilirkişisi ve tanıkların davada yararı olmayan komşu köylerden seçilerek dinlenilmesi zorunlu olduğu halde, taşınmazın bulunduğu çalışma alanında oturan ve davada yararı bulunan yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenilmek suretiyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ile aynı yönteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu mahkemece gözlenerek ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli, zirai bilirkişi
kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, mera parseli ile arasında doğal ya da yapay sınır veya ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, ayrıca mera parseli ile 106 ada 107 parsel sayılı, Hazine adına ham toprak ve taşlık olarak tespiti yapılan taşınmaz arasında da doğal ya da yapay nitelikte ayırıcı unsur bulunup, bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera ya da tarla olup olmadığı, taşınmazın teknik anlamda çayır olup olmadığı hususlarında çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişi aracılığı ile taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek şekilde çekilecek fotoğraflar üzerinde fen bilirkişisinin taşınmaz sınırlarını kabaca işaretlemesi sağlanmalı, fen bilirkişisinden ayrıca keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 28.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.