YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5365
KARAR NO : 2011/824
KARAR TARİHİ : 10.02.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 115 ada 3, 12 ve 13 parsel sayılı 4717.15, 11254.43 ve 3871.99 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sırasıyla davalılar …, … ve … adlarına, 115 ada 5 parsel sayılı 4411,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, pay satışı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde, taşınmazların mera ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığının yeterince incelenmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tesçillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların öncesinin mera olmadığı, 115 ada 5 sayılı parselin tapu kaydının bulunduğu ve davalılar yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlar mera parseli ile sınır olmasına rağmen yöntemince mera araştırması yapılmadığı gibi 115 ada 5 sayılı parselin dayanağını oluşturan 31.05.1940 tarih ve 94 numaralı tapu kaydının hudutlarında “kır ve tump” okumasına ve bu tür hudutların gayri sabit hudutlar olup değiştirilebilir ve genişletilebilir sınırlardan olmasına rağmen tapu kayıt miktar fazlasının meradan kazanılıp kazanılmadığı üzerinde durulmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taşınmazlar başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi ile aynı yöneteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları, dinlenmeyen tespit bilirkişileri ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında 115 ada 5 sayılı parselin dayanağını oluşturan tapu kaydı yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, tapu kaydında belirtilen hudutlar zeminde gösterilerek krokiye işaretlettirilmeli, dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından tüm taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı, 115 ada 5 sayılı parselin kayıt miktar fazlasının meradan kazanılıp kazanılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu mahkemece gözlenerek ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli, zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, mera parseli ile arasında doğal ya da yapay sınır veya ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera ya da tarla olup olmadığı ile ilgili çekişmeli taşınmazlar ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişi aracılığı ile taşınmazları tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekilmeli ve fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, düzenlenecek krokide 115 ada 5 sayılı parselin dayanağı olan tapu kaydının hudutlarının gösterilmesi istenmeli, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazlar işaretlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 10.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.