Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/6443 E. 2011/2932 K. 26.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6443
KARAR NO : 2011/2932
KARAR TARİHİ : 26.05.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 113 ada 2 parsel sayılı 218.09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kendisi ve müşterekleri adına tespit edilen 113 ada 1 sayılı parselin yüzölçümünün 100 m2 eksik tespit edildiğini, eksikliğin davalı parsel içinde kaldığını ileri sürerek bu bölümün 113 ada 1 parsele ilave edilmek suretiyle adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından tespitin aksinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarca davalının yeri olarak tarif edilen yer tam olarak anlaşılamadığı gibi, davalıya ait evin bir kısmının davacının yerine veya dava konusu yere tecavüzlü olduğu söylenmesine rağmen bu bölümün neresi olduğu da açıkça belli edilmemiştir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davanın 100 m2’lik bölüm hakkında açıldığı gözetilerek bu bölümün neresi olduğu davacıdan açıkça sorulup saptanmalı, yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından davaya konu olan bölümün öncesinin kime ait olduğu, zilyetliğin hangi tarihten beri, kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, tanık beyanları arasında çelişki olması halinde yöntemine uygun olarak giderilmeye çalışılmalı, tespite aykırı sonuca varılması halinde tüm tespit bilirkişileri taşınmaz başında tanık sıfatı ile dinlenilmeli, davacı ve davalı tarafa ait yerler arasında bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınır, fen bilirkişi tarafından düzenlenecek krokide açıkça gösterilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 26.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.