Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/6610 E. 2011/3799 K. 23.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6610
KARAR NO : 2011/3799
KARAR TARİHİ : 23.06.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 127 ada 1 parsel sayılı 12399,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümün davacı adına, (B) harfi ile gösterilen bölümün tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın temyize konu edilen ve fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden davacı yararına zilyetlik ile edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Taşınmaz, paftasına göre dere yatağına bitişik olmasına rağmen, aktif dere yatağında kalıp kalmadığı ya da dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı araştırılmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ile jeolog bilirkişi huzuruyla keşif yapılmalıdır. jeolog bilirkişiden taşınmazın aktif dere yatağı kapsamında kalıp kalmadığı ya da dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı yönünde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın niteliği kesin olarak belirlenmeli, aktif dere yatağında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olmayacağı göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kanun’un 14-17 maddelerine göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalı … temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 23.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.