YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6691
KARAR NO : 2011/6594
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle “kök muris … …’dan intikal eden taşınmazlar yönünden mirasçılar arasında yöntemince paylaşma yapılıp yapılmadığının araştırılması, bundan sonra sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, uzun süreden beri davalı tarafça kullanımın taşınmazın fiilen taksim edildiğini gösterdiği belirtilerek bu nedenle taşınmazın kök murise ait olduğunu iddia etmekte hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacı dava konusu taşınmazın kök muris … …’dan intikal ettiğini ve mirasçılar arasında paylaşım yapılmadığını iddia etmiş, davalı taraf ise taşınmazın kendisine ait olduğunu savunmuştur. Paylaşımın varlığını ve dava konusu taşınmazın paylaşımda eşi … …’ya verildiğini ispat yükü davalı tarafta olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Gerek bozma kararından önce gerekse bozma kararından sonra yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları, dava konusu taşınmazın öncesinde, tarafların murisi … …’ya ait olduğunu, … …’nın sağlığında taşınmazlarını mirasçılarına paylaştırmadığını, ölümünden sonra mirasçıları arasında taksim yapıldığı konusunda da bilgilerinin olmadığını beyan etmişlerdir. Miras bırakanın 1945 yılında ölümünden beri davalı tarafın zilyetliği, paylaşmaya karine kabul edilmiş ise de kadastro tespitine kadar geçen zaman paylaşım karinesinin kabulüne yeterli ve insan ömrünü aşacak bir süre olmadığı gibi davalı tarafça tüm mirasçıların katılımı ile geçerli ve rızai bir taksim yapıldığı başkaca delillerle de kanıtlanamamıştır. Mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme hükümlerinin uygulanması da mümkün değildir. Hal böyle olunca mahkemece davanın kabulüne ve taşınmazın … …’nın tüm mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.