YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6970
KARAR NO : 2011/2423
KARAR TARİHİ : 05.05.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 438 ada 41 parsel sayılı 1152,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikal ve paylaşma dayanarak ve taşınmazın bir bölümünün adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümün davacı adına, kalan bölümünün ise tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden davacı yararına zilyetlik ile edinme koşullarının gerçekleştiği, davalının bu bölümde zilyetlik yolu ile kazanımı sağlayıcı tasarruf ve kullanımının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve hükme esas alınan yerel bilirkişi ve tanık sözleri karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, tespite aykırı sonuca varıldığı halde, taşınmaz başında tespit bilirkişilerinin tümü dinlenilmek suretiyle çelişki giderilmediği gibi dinlenen tespit bilirkişisinden de keşif sırasındaki beyanının tespittekinden farklı olmasının nedeni sorularak çelişki giderilmemiştir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taşınmaz başında önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tespite aykırı sonuca varılması halinde tüm tespit bilirkişileri taşınmaz başında tanık sıfatı ile dinlenilerek beyanlar arasında çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 05.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.