YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7110
KARAR NO : 2011/5054
KARAR TARİHİ : 03.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 395 parsel sayılı 89282,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 182 sayılı parselde tespit edilen 100 dönümlük miktarın fazla olması nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, verilen süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin, ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, bunun için uyuşmazlığı niteliğine göre taraflardan tanıkları ve diğer delillerinin sorulup saptanması, dayanılan kayıtlar varsa celbedilip dosyaya konulması, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilmesi, yerel bilirkişi adaylarının isimlerinin zabıta aracılığı ile tespit edilmesi gerekir. Dosyanın keşfe hazır hale getirilmesinden sonra belirlenecek keşif günü ile ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretler, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgililere makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiyelerin muhatabına ulaşabilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmeli, bu ara kararına uymamanın sonuçları, hazır bulunan davacılara ihtar edilip, hazır bulunmayanlara usulen tebliğ edilmelidir. Somut olayda; komşu parsel tutanak ve dayanakları getirtilmemiş, taşınmazın sınırında mera parseli bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların komşu köylerden seçilmesi gerektiği düşünülmeden, keşif yerinde aynı köyden isimleri belirlenen beş kişinin hazır olması kararlaştırılmış olduğu gibi, mahkemece hükme dayanak yapılan ara kararda teknik bilirkişilerin ve davacı tanıklarının keşif mahallinde hazır bulunmaları için yapılacak tebligat masrafları gösterilmemiş ve yerel bilirkişiler ile tespit bilirkişileri için tebligat gideri yatırılmasına karar verildiği halde, aynı zamanda bu bilirkişilerin keşif günü ve saatinde keşif mahallinde hazır edilmeleri için ilçe jandarma komutanlığına yazı yazılmasına karar verilerek karışıklık yaratılmıştır. Hal böyle olunca, dosya keşfe hazır hale getirilmeden keşif kararı verilmesi isabetsiz olduğu gibi, bir an için keşif kararının yerinde olduğunun kabul edilmesi halinde dahi, açıklanan nedenlerle usulüne uygun olmayan ara kararına dayanılarak verilen kesin süreye uyulmaması nedeniyle keşif delilinden vazgeçildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.