YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7118
KARAR NO : 2011/6226
KARAR TARİHİ : 24.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 214 ada 10 parsel sayılı 649,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, çekişmeli taşanmazın miras bırakanı … ‘nin mirasçıları ile davalı adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli parselin tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kök muris … ‘ye ait olduğunun ve ölümünden sonra mirasçıları arasında taksim edilmediğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazın kök murisleri olan … ‘ye ait olduğunu, 1958 tarihinde ölen kök muris …’dan mirasçıları …,…, …, …, …, …ile kendisine intikal ettiğini, ancak Kardeşi olan…’in taşınmazın tamamını kendisine aitmiş gibi davalı …’e temlik ettiğini iddia ederek dava açmıştır. Davalı ise taşınmazı 08.12.1997 tarihli senet ile…’den satın aldığını, … mirasçılarının hasım olmadığı 08.11.2004 tarihli tescil ilamı ile adına tapu oluştuğunu savunmuş, keşifte dinlenen tespit bilirkişisi ise taşınmazın davacının kök murisi olan …’ın kardeşi …’e ait olup, O’ndan da yanında yetiştirdiği yeğeni … oğlu…’e kaldığını ifade etmiştir. Hal böyle olunca uyuşmazlık, taşınmazın davacının kök murisi olan …’a mı, yoksa …’ın kardeşi olup, … oğlu…’i evlat gibi büyüten …’e mi ait olduğu noktasında toplanmaktadır. Yapılan keşifte, tespit bilirkişisi … haricinde dinlenen yerel bilirkişiler, taşınmazının öncesinin kime ait olduğu hususunda beyanda bulunmamış, zilyet tanıkları taşınmaz başında dinlenmemiş, yetersiz bilirkişi beyanları esas alınarak eksik araştırma ile hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle tarafların ve davacının babası …’ın babasından itibaren ayrıntılı nüfus kayıt örnekleri getirtilip dosya arasına alınmalı, ondan sonra dava konusu taşınmazın öncesini iyi bilen, taraflarla akrabalığı olmayan, tarafsız elverdiğince yaşlı kişilerden oluşan 3 kişilik yerel bilirkişi kurulunun, davacının delil listesinde bildirdiği tanıkların, sağ iseler tespit bilirkişilerinin tamamının ve fen bilirkişisinin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır.Yerel bilirkişiler, tanıklar ve tespit bilirkişilerinden taşınmazın öncesinin davacının babası olan …’a mı, yoksa amcası olan …’e mi ait olduğu hususlarında ayrıntılı bilgi alınmalı, taşınmazın …’e ait olduğu sonucuna varıldığında O’ndan…’e intikal edip etmediği saptanmalı, …’ten …’e intikal
etmesi halinde davalıya satışın geçerli olacağı göz önünde tutulmalı, taşınmazın öncesinin davacının kök murisi olan …’a ait olması halinde terekenin … mirasçılarının tümünün katılımı ile yöntemince paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise…’e düşüp düşmediği, yöntemince araştırılmalı, paylaşım sonucu…’e kalan taşınmazda davalıya yapılan satışın geçerli olacağı; terekenin paylaşılmadığı sonucuna varılması halinde ise elbirliği mülkiyetinde mirasçılardan birinin 3. şahısa yaptığı satışın geçerli olmadığı ve satış tarihinden tespit tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanımı süresinin de dolmadığı göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 24.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi