Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/772 E. 2010/1598 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/772
KARAR NO : 2010/1598
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ : Terme İcra Mahkemesi

Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödememesi suçu ile İİK’nun 331, ve 332. maddelerine muhalefet etmek suçlarından sanıklar … ve …’ın ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İİK’nun 332. maddesine yönelik olarak hükme yönelik temyiz incelemesi sonucunda;

Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK.’nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA,
İİK’nun 333/a maddesine yönelik olarak hükme yönelik temyiz incelemesi sonucunda;
Sanıklara isnat edilen suç İİK’nun 333/a maddesinde, “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlendiği dikkate alındığında, atılı suçun oluşabilmesi için, ödeme/icra emrinde tanınan sürenin son günü itibariyle ticari işletmenin borcu ödeyebilecek ekonomik güce sahip olması ve yönetim yetkisine sahip olan sanıkların kasıtlı olarak ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokmaları ve bu işlem ve eylemlerinin başka bir suçu oluşturmaması gerekmektedir. Somut olayda müşteki anılan eylemin yanında İİK’nun 331 ve 332. maddelerinden de şikayette bulunması nedeniyle tebliğnameye iştirak edilmeyerek hükmün ONANMASINA,
İİK’nun 331.maddesine yönelik olarak kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonucunda ise;
Sanıklara isnat edilen suç, İİK’nun 331.maddesinde “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek
veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” biçiminde düzenlenmesine ve müşteki vekilinin 23.10.2007 havale tarihli şikayet dilekçesiyle borçlu sanık …’ın işyerini alacaklısını zarara uğratmak kastiyle diğer sanık …’a devrettiği iddia edilmesine göre” dosya içerisinde bulunan Terme Vergi Dairesinin 12.02.2007 tarihli yoklama fişinde de yazıldığı üzere …’ın sahibi olduğu işyerinin borçlu … İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti’den 5.558.00 TL’lik inşaat malzemesi alarak karşılığında 09.02.2007 tarih ve 56777 sıra no’lu fatura verdiğinin, diğer taraftan anılan şirketin başka bir adrese taşındığının ve işyerinde hiç bir ticari emtianın olmayıp gayri faal durumda olduğunun, yine Terme Vergi Dairesinin 15.02.2007 tarihli yoklama fişinden anlaşılması, diğer taraftan …’ın diğer sanık …’ın annesi olduğu dikkate alındığında, ticaret sicil memurluğundan borçlu … İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti’nin hissedarlarını ve şirket yetkilisi ile halen faal olup olmadığını gösteren belge getirtilmeden, anılan şirkete ait defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak …’a ait işyerine herhangi bir mal devri yapılıp yapılmadığının saptanması, yapılmışsa …’ın diğer sanık …’ın annesi olduğu ve …’ın işlettiği işyerinin mezkur şirketin eski adresinde ticari faaliyette bulunduğu hususları da gözetilerek bu devir işleminin alacaklıdan mal kaçırmaya ilişkin olup olmadığı hususlarında inceleme yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdiri yerine eksik inceleme ile beraatlerine karar verilmesi isabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 01.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.