Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/7761 E. 2011/6190 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7761
KARAR NO : 2011/6190
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 101 ada 274 parsel sayılı 107.8949,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadim mera olduğundan söz edilerek mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı …, tapu kaydına dayanarak kendisi adına tespit edilen 101 ada 180 ve 181 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümlerinin eksik ölçüldüğü iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi rapor ve krokisinde (E) harfi ile gösterilen bölümünün dava konusu taşınmazdan ifraz edilerek davacıya ait 101 ada 181 sayılı parsele ilave edilmek sureti ile davacı adına tesciline, geri kalan bölümün tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 101 ada 274 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide (E) harfi ile gösterilen bölümünün davacının dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı kabul edilmek sureti ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve kayıt uygulaması karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacının dayanağı tapu kaydı tescil ilamı ile oluşmuş olup, tescil krokisi dosyada mevcuttur. Krokide yazılı sınırların neresi olduğu ayrıntılı olarak belirtilmemiş olduğundan fen bilirkişisinin raporu keşif ve uygulamayı izlemeye elverişli değildir. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için; yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunması halinde kaydın kapsamının haritaya göre belirleneceği göz önüne alınmalı, tapu kaydının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, bu amaçla tapu kaydında yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek göstertilmeli, yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, böylece tapu kaydının kapsamı belirlenmeli, tapu kaydının Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşmuş olması nedeni ile Hazine yönünden bağlayıcı olup kesin hüküm teşkil edeceği göz önünde bulundurulmalı; taşınmazın temyize konu (E) harfi ile işaretli bölümünün kısmen ya da tamamen davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dışında kalması halinde ise taşınmazın öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı yönünden yöntemince mera araştırması yapılmalı, teknik bilirkişiye keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.