Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/7945 E. 2011/6993 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7945
KARAR NO : 2011/6993
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU: TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 172 ada 16 parsel sayılı 1800,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka dayanarak davalılar …, …, …, …, … ve … adına tespit edilmiştir. Davacı …, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazda davacının 20-25 yıldır zilyet olduğu, taraflar arasındaki mektupların da taşınmazın davacıya ait olduğunu doğruladığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacı tanıklarının mahalli bilirkişi olarak dinlenilmiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi; dinlenilen tanıkların beyanları arasındaki ve tanıklarla tespit bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmemiş olması nedeniyle de, hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın kadastro tespiti, öncesinin davacının miras bırakanı …’ye ait iken 1961 yılında senetle davalıların miras bırakanı … ‘ya satılarak zilyetliğinin devredilmiş olduğu ve kadastro tespitine kadar 20 yılı aşkın süre ile … mirasçılarının zilyet olduğu belirtilerek, davalı taraf adına yapılmıştır. Davacı ise, taşınmazın öncesinin babası …’a ait olduğunu, bir ara davalıların miras bırakanı … …’ya para faizsiz, tarla icarsız olarak bırakıldığını, daha sonra parası ödenerek geri alındığını, 1982’den beri zilyet olduklarını, …’un diğer mirasçılarının, paylarını kendisine devrettiğini ileri sürerek dava açmıştır. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; taşınmazın öncesinin davacının babası …’a mı, yoksa davalı tarafın murisi …’nin satıcısı (bayii) olan … eşi 1967 yılında ölen …’ye mi ait olduğu ve taşınmaz üzerinde kadastro tespit tarihine kadar hangi tarafın 20 yılı aşkın malik sıfatı ile zilyet olduğu noktalarında toplanmaktadır. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için, zabıta araştırması sonucu belirlenecek elverdiğince yaşlı, yöreyi iyi bilen, taraflarla yakın akrabalığı ve husumeti olmayan ve davanın sonucunda yararı bulunmayan kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve tarafların tanıkları ile tespit bilirkişileri ve fen bilirkişisi hazır edilerek; taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazın öncesinin davacının miras bırakanı
…’a mı yoksa kendisinden önce ölen eşi …’ye mi ait olduğu, …’ye ait ise dosyada bulunan 1961 tarihli senetle davalı tarafın miras bırakanı …’ye senetle satılarak zilyetliğinin devredilip devredilmediği; taşınmazda kimin ne kadar süre ile ve ne sıfatla zilyet olduğu sorulup saptanmalı, zilyetlik şekli ve süresi konusunda tanıklar ve yerel bilirkişilerin beyanları arasında çelişki olduğunda, gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de taşınmazın başında tanık sıfatı ile dinlenilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme ile ve hangi taşınmazlarla ilgili olduğu anlaşılamayan mektuplar delil olarak kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, davalı …’in temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.