YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/828
KARAR NO : 2010/909
KARAR TARİHİ : 12.02.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 112 ada 2 parsel sayılı 22496.73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, satın alma ve hibe nedeniyle fındık bahçesi niteliği ile davalılar… ve …adına, 127 ada 8 parsel sayılı 26933.42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeniyle kargir ev, ahır, bir depo ve fındık bahçesi niteliği ile davalılar …, … …, …, … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal nedeniyle 112 ada 2 ve 127 ada 8 sayılı parsellere yönelik olarak, davacı Hazine ise kadastro tespitinde uygulanan 07.10.1996 tarihli satış senedinin miktarının 14 dönüm olduğu, miktar fazlasının Hazine adına tescili gerektiği iddiasıyla 112 ada 2 sayılı parsele yönelik olarak dava açmışlardır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı Hazine’nin davasının reddine, davacı …’ün davasının kabulüne ve çekişmeli taşınmazların davacı ve dahili davalıların murisi …mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine ve davalılar vekilinin 112 ada 2 sayılı parsele yönelik temyiz itirazları hakkında; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kök muris …’ten kaldığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Davacı …, taşınmazların kendisi ile davalıların babası …’in ortak murisi …’ten intikal ettiği, mirasçıları arasında taksim yapılmadığı iddiasına dayanmış; davalılar ise, taşınmazların bir kısmının kök muristen kaldığını kabul etmekle birlikte pay satın almaya dayanmışlar, geri kalan bölümünü ise üçüncü kişilerden satın aldıklarını ileri sürmüşlerdir. Mahkemece, tarafların dayandıkları satış senetleri usulünce uygulanarak kapsamları tam olarak belirlenmemiş, bu şekilde kök muristen intikal eden bölüm ile davalıların satın aldıkları bölümlerin neresi olduğu kesin olarak saptanmamış, ayrıca Hazine’nin davası yönünden güneydeki komşu Ağacık Köyü’nde kalan taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve varsa dayanakları getirtilerek uygulanmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için komşu Ağacık Köyünde kalan taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ve varsa dayanakları kayıtlar getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra taşınmaz başında dava konusu taşınmazı iyi bilen yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile uzman ziraat mühendisi ./..
2010/828-2010/909 Sh:2
ve teknik bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dosyada mevcut satış senetlerindeki sınırlar yerel bilirkişilerden tek tek sorularak teknik bilirkişi vasıtasıyla senetlerin kapsamları belirlenmeli, bilinemeyen sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesinde ne olduğu, kimden ne zaman kaldığı, kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne suretle kullanıldığı, tespit maliki davalıların taşınmazda ne zamandan beri zilyet oldukları tek tek sorulup saptanmalı, Ağacık Köyünde kalan taşınmazların varsa dayanakları kayıtlar uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okudukları belirlenmeli, teknik bilirkişiden, yapılan keşif ve uygulamaları izlemeye, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli, uygulanan satış senetlerinin kapsamlarını gösterir biçimde rapor ve kroki düzenlenmesi istenmeli, uzman ziraat mühendisi bilirkişiden çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olup olmadığına, komşu taşınmazlar ile benzer nitelikte olup olmadığına ilişkin ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi olduğunun ve taraf şahıslar adına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunun kabulü halinde davalıların babası …’tin halen sağ olması nedeniyle davacı ile davalılar arasında mirasçılık ilişkisinin bulunmadığı gözönünde bulundurularak davalıların 20 yılı aşan zilyetlikleri varsa davalıların kök muris …’ten kalan bölümü zilyetlik nedeniyle kazanabilecekleri hususu üzerinde durulmalı, davalıların 20 yılı aşan zilyetliklerinin bulunmaması halinde taksim yapılmamış olması nedeniyle bu bölümün tüm … mirasçıları adına tescil edilmesi düşünülmeli, bunun dışında kalan ve davalıların üçüncü kişilerden satın aldıkları bölümler yönünden ise davalılar adına tescil hususu düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı Hazine ve davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Davalılar vekilinin çekişmeli 127 ada 8 sayılı parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kök muris …’ten kaldığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Davacı …, taşınmazların kendisi ile davalıların babası …’in ortak murisi olan …’ten intikal ettiği, mirasçıları arasında taksim yapılmadığı iddiasına dayanmış, davalılar ise, taşınmazın kök muristen kaldığını kabul etmekle birlikte pay satın almaya dayanmışlardır. Mahkemece taşınmaz başında keşif yapılmadan, taşınmaza ilişkin yerel bilirkişi ve tanık beyanları alınmadan karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında dava konusu taşınmazı iyi bilen yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile teknik bilirkişi hazır olduğu halde keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kimden ne zaman kaldığı, kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, taşınmaz kök muris …’ten kalmış ise mirasçıları arasında usulüne uygun taksim yapılıp yapılmadığı tek tek sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.