YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8379
KARAR NO : 2010/6862
KARAR TARİHİ : 25.11.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 108 ada 6 ve 7 parsel sayılı 17412.31 ve 2414.67 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, zilyetlikle edinme koşullarının oluşmaması ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmaları nedeniyle ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacı … oğlu …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, yargılama sırasında örneğini sunduğu tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi davalı Hazine adına tesçillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı kabul edilerek karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı 08.05.2007 tarihli ilk oturumda alınan beyanında dava sebep ve delillerini bildirmiş; eski tarihli tapu kaydını da dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece davacının dayanağını oluşturan tapu kaydı getirtilmemiş ve uygulanmamıştır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte ilk olarak davacının dayanağını oluşturan ve Dairemizin geri çevirme kararı uyarınca dosya içine getirtilen tapu kayıt maliki “… … oğlu …”in, davacının dedesi olan ve dosya içinde nüfus kaydı bulunan “… oğlu … …” ile aynı kişi olup olmadığı yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından sorulup kesin olarak belirlenmeli, aynı kişi olduklarının belirlenmesi halinde, davacının dayanağını oluşturan tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20.maddesinde düzenlenen şekilde mevki ve tüm sınırları tek tek okunarak yöntemince mahallinde uygulanmalı, uygulamada komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarını oluşturan kayıtlardan da faydalanılmalı, bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı tanınmalı, keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden yerel bilirkişiler ve tanıklarca gösterilen sınırlar ayrı ayrı işaretlenmiş, yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye elverişli, ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu şekilde yapılacak keşif ve uygulama sonucunda ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.