YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8411
KARAR NO : 2010/7531
KARAR TARİHİ : 20.12.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 125 ada 1 parsel sayılı 8806.26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 4753 sayılı Yasa ile oluşan tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen ve taksimen intikal ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 125 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı taraf lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46 maddelerinde yazılı koşulların gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.Toprak Tevzi komisyonu çalışmaları sırasında taşınmaz 26-27-28-29/51 sayılı parsel altında 1937 tarih 6 tahrir numaralı vergi kaydı uygulanarak ve sırasıyla …, …, …’nın icarında bulunduğu, firari şahıslardan Hazineye intikal eden yerlerden olduğu, 1937’de firari eşhastan metruk olarak Hazine adına vergiye bağlandığı, 1939 yılında köye başka yerlerden gelip yerleşen vatandaşların 1939’dan beri Hazine’den icar ile ekip biçtiği fiili zilyetliklerinin olmadığı belirtilerek Hazine adına belirtilerek, 4753 sayılı Yasa ile Hazine adına 8.11.1963 tarih ve 357 sıra numaralı tapu kaydı oluşturulmuştur.Keşifte yerel bilirkişi belirtmelikte icarcı olarak ismi geçen …’ın davacının dayısı olduğunu beyan ettiği halde icar ilişkisi tam olarak araştırılmamıştır.Taşınmazın doğusunda arkdan sonra 124 ada 1 sayılı parsel mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırıldığı halde sınırdaki arkın kadim ark olup olmadığı, mera ile arada ayırıcı unsur teşkil edip etmediği, ark ayırıcı unsur değilse sınırında mera olduğu halde yöntemince mera araştırması yapılamamıştır. Her ne kadar keşif sonucu düzenlenen uzman ziraatçi bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın “mera olmadığı” belirtilmiş ise de, zirai bilirkişi raporu hükme elverişli değildir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; belirtmelikte uygulanan ve Hazine adına kayıtlı olduğu belirtilen vergi kaydı ile vergi kaydının oluşum nedenlerine ilişkin tüm belgeler Özel İdare Müdürlüğünden, Hazine tarafından şahıslara icara verildiğine dair belgeler Mal Müdürlüğünden getirtilerek ve taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsis kaydı bulunup bulunmadığı idari mercilerden sorularak varsa mera tahsis kaydı ve haritası getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen komşu köyden seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve yine aynı yöntemle belirlenecek tanıkları, sağ iseler belirtmelik tutanağında adı geçen muhtar ve azalar, tespit bilirkişileri, fen ve üç kişilik zirai bilirkişi kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritası ile kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle yerel bilirkişi yardımı ve fen memuru eli ile yerine uygulanarak taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, belirtmelikte uygulanan vergi kaydı, zemine yerel bilirkişi yardımı ile uygulanarak kapsamı belirlenmeli, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit bilirkişileri ve sağ ise belirtmelikte adı geçen muhtar ve azalardan dava konusu taşınmazın doğusundaki mera parseli ile arada ayırıcı unsurun bulunup bulunmadığı, arkın kadim olup olmadığı,mera parselini ayırıp ayırmadığı, kadim değilse arktan sonraki 124 ada 1 sayılı mera parselinin devamı niteliğinde olup olmadığı, kim veya kimler tarafından ne surette ve ne zamandan beri kullanıldığı, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kanunları gereğince Devlete kalan taşınmazlardan olup olmadığı, davacı ve önceki maliklerinin Hazineden icar sureti ile kullanıp kullanmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, ziraat mühendislerinden oluşacak 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan arazinin niteliği, toprak yapısı, taşınmaz ile doğusundaki mera parseli arasındaki arkın mera ile arada ayırıcı unsur teşkil edip etmediği, meraların devamı niteliğinde bulunup bulunmadığı, mera bütünlüğünü bozup bozmadığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilimsel verilere dayalı bilgi alınmalı, önceki ziraatçi bilirkişi ile keşifte dinlenilecek zirai bilirkişilerin raporları arasında çelişki olduğunda çelişkinin nedenleri üzerinde durulmalı, taşınmazın niteliği kesin olarak saptanmalı ve mahkemenin bu konudaki gözlemi de keşif tutanağına geçirilmeli, fen bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli ve vergi kayıtları kapsamını gösterir şekilde kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, taşınmazın keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları üzerinde taşınmazın sınırlarının ve mera parselleri ile aradaki sınırın kabaca gösterilmesi sağlanmalı, davalı bulunduğu anlaşılan 124 ada 1 sayılı mera parselinin dava dosyasında toplanan deliller ve raporlar da göz önünde bulundurulmalıdır. Böylece tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.