Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/8540 E. 2011/4577 K. 21.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8540
KARAR NO : 2011/4577
KARAR TARİHİ : 21.09.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 157 ada 100 parsel sayılı 2871.75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 157 ada 100 sayılı parselin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı yararına, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların bir kısmı beyanlarında davacı ve murislerinin zilyet olmadıklarını, taşınmazın boş ve hayvan otlatılan bir yer olduğunu belirttiği halde keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporunda ise taşınmazın sadece davacı adına tespit edilen dava dışı 99 sayılı parsel istikametinde kalan bölümünün ekili olduğu, kalan kısmının ham toprak vasfında olduğu belirtilmiş olup, beyanlar arasındaki ve beyanlar ile raporlar arasındaki mevcut çelişkiler giderilmemiş, aksi sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tümü dinlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında taşınmazı iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler, taraf tanıkları , tespit bilirkişileri, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimin ne zamandan beri hangi sebeple kullandığı, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, gerektiğinde komşu parsellerin malikleri de zilyetliğin başlangıcı ve süresi hakkında tanık sıfatı ile dinlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, toplanan delillerin tespit tutanağının edinme sebebindeki beyanlar ile çelişmesi halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, ziraat bilirkişi kurulundan önceki rapordaki bulgular da değerlendirecek şekilde ve taşınmazın toprak yapısı, niteliği, komşu parsellere göre arz ettiği özellikler, tamamı ya da bir bölümünün zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığı, ne zamandan beri ne şekilde
kullanıldığı, niteliğinin ne olduğu hakkında bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye imkan veren, gerektiğinde taşınmazın tarım arazisi olan ve olmayan bölümlerini ayrı ayrı gösterir şekilde ayrıntılı, krokili rapor alınmalı, taşınmazı komşu parsellerle birlikte gösterir biçimde çektirilecek fotoğrafları üzerinde taşınmazın sınırları işaretlenerek fotoğraflar rapora eklenmeli, komşu parsellerin tespitlerinin ne şekilde kesinleştiği de dikkate alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.