YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8620
KARAR NO : 2011/3858
KARAR TARİHİ : 27.06.2011
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’nın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar hapsen tazyikine dair … İcra Ceza Mahkemesinin 10/12/2009 tarihli ve 2009/568 esas, 2009/1980 sayılı kararının infazı sırasında hükümlü vekilinin talebinin kabulü ile 3 aya kadar tazyik hapsinin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110/2. maddesi uyarınca konutta infazına ilişkin Akçakoca İcra Ceza Mahkemesinin 16/06/2010 tarihli ve 2010/78 değişik … sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 21/07/2010 tarihli ve 2010/756 değişik … sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine … Bakanlığından verilen 26.10.2010 gün ve 66203 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 12.11.2010 gün ve K.Y.B.2010/283817 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğnamede, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapıldığı, disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen yaptırımlardan farklı nitelikte olduğu, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı Kanun’un 353/1.maddesinde Kanun yolu olarak itiraz kanun yolunun öngörüldüğü, anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararların 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde olmadığı, 2004 sayılı Kanunda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak tespit edilen eylemlerin kabahat olduğu, kişinin yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamak için belli ölçüde icbar edilebileceğinin kabul edilmiş olması ve disiplin hapsinin kabahat nev’inden bulunması sebebiyle hükümlü hakkında, 5275 sayılı Kanun’un 110. maddesinde öngörülen özel infaz usullerinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı, söz konusu hükmün uygulanması için infaza konu cezanın kısa süreli hapis olması gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz
olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsi; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak tanımlanmıştır. Disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen cezalardan farklı nitelikte olduğu, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı Kanun’un 353/1. maddesinde itiraz kanun yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararların, 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde olmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak tespit edilen eylemlerin kabahat olduğu, kişinin yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamak için belli ölçüde icbar edilebileceğinin kabul edilmiş olması ve disiplin hapsinin kabahat nev’inden bulunması karşısında hükümlü hakkında, 5275 sayılı Kanun’un 110. maddesinde öngörülen özel infaz usullerinin uygulanması mümkün bulunmayıp, söz konusu hükmün uygulanabilmesi için infaza konu cezanın kısa süreli hapis olmasının gerekmesi nedeniyle itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, … Ağır Ceza Mahkemesinin 21/07/2010 tarihli ve 2010/756 değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, tekrir-i muhakeme yasağı nedeniyle bozma kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmasının gerekmediğine, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.