Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/8638 E. 2011/4974 K. 29.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8638
KARAR NO : 2011/4974
KARAR TARİHİ : 29.09.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “davacının tutunduğu tapu kaydının ihale evrakları ve varsa haritasının getirtilmesi, bundan sonra mahallinde yapılacak keşifte yerel bilirkişilerden zeminde sınırları göstermesinin istenmesi, bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla kanıtlama olanağının sağlanması, gösterilen sınırların fen bilirkişi tarafından düzenlenecek haritada gösterilmesi, tapu kaydının zemine uyduğunun belirlenmesi halinde tapu kaydının miktarına değer verilerek belirlenecek kapsamı içinde kalan taşınmaz bölümünün payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1.624,99 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 2/4 payının davacı …, 1/4’er payının ise … … ve … … adlarına, taşınmazın geriye kalan bölümünün ise tespit gibi tescline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılmasına ve davacının tutunduğu tapu kaydının kapsamının doğru olarak miktarına değer verilmek suretiyle belirlenmiş bulunmasına göre davalı … vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, davacı, tutunduğu tapu kaydında 2/4 oranında paydaş olup diğer müşterek malikler … … ve … … tarafından açılmış bir dava bulunmamaktadır. Kadastro hakimi kural olarak, talebe bağlı ve önüne gelen ihtilafın kapsamıyla sınırlı şekilde davayı sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi; olayda, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesinde yazılı ve re’sen araştırma yapılarak gerçek hak sahiplerinin belirlenmesini gerektirecek koşullar da yer almamaktadır. O halde, hükmüne uyulan bozma ilamında açıklandığı gibi, çekişmeli taşınmazın (A) bölümünün yarı payının davacı …, kalan yarı payının ise Hazine adına tesciline karar vermek gerekirken, bozma ilamına yanlış anlam verilerek, davada taraf olmayan … … ve … … lehine tescil kararı verilmesi isabetli olmamıştır. Diğer taraftan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/B maddesi uyarınca yaylaklar, sınırlandırmaya tabi bulunmaktadır. Çekişmeli taşınmaz kadastro sırasında kamu orta malı niteliğinde yaylak olarak tespit edilmiştir. Tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümün yaylak olduğu belirlendiğine ve bu bölüme ilişkin talep reddedildiğine göre çekişmeli taşınmazın, fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kesimi dışında kalan bölümünün, tespit gibi yaylak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline tesciline karar verilmek gerekirken “tespit gibi tesciline” karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş, çekişmeli taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1.624,99 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 1/2 payının davacı, 1/2 payının ise Hazine adına tapuya tesciline, çekişmeli taşınmazın geriye kalan bölümünün yaylak olarak sınırlandırılıp özel siciline tesciline karar verilmekten ibarettir. Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 29.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.