YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9332
KARAR NO : 2010/7878
KARAR TARİHİ : 29.12.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar; tarafların ortak miras bırakanı olan …’ün ölüm tarihinin 13.11.2001 olduğunu, murisin kendilerinden mal kaçırmak amacıyla Burdur, Merkez, … Mahallesi, 373 ada, 60 parselde bulunan taşınmazının 3/4 hissesini oğlu olan davalıya satış yolu ile temlik ettiğini, satış karşılığında herhangi bir bedel almadığını, gerçek işlemin bağış olduğunu ileri sürerek satış işleminin saklı payı oranında tenkisi ile tapunun iptal edilerek adlarına tescilini, davalının bedel ödemek istemesi halinde, saklı payların hesap edilerek ölüm tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı; murisin dava konusu taşınmaz dışında taşınmazları olduğunu, taşınmaz üzerindeki binaları muris ile birlikte yaptıklarını, davacıya ait evin alımına murisin katkıda bulunduğunu, davacının oğlunun da dava konusu binadaki dairelerin birinde bedelsiz olarak oturduğunu, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.(4722 s.k. Md. 17) … davaya konu taşınmazın 3/4 hissesini oğlu olan davalıya 19.07.2000 tarihinde satış yolu ile temlik etmiş, temlikten yaklaşık olarak on altı ay sonra 13.11.2001 tarihinde ölmüştür. Tenkise konu taşınmaz miras bırakanın ölümünden önceki bir yıldan daha önce temlik edilmiştir. Bu nedenle söz konusu kazandırmanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığının ispatlanması gerekmektedir. Toplanan delillere göre, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın yapımında davalının da emek ve para harcadığı, murisin rahatsızlığı sırasında davalının daha fazla ilgilendiği, murise ait temlik harici taşınmazların da bulunması karşısında Türk Kanunu Medenisi’nin 507/3-4. maddesi koşullarının oluşmadığı, başka bir ifade ile bu satışın saklı payları zedelemek amacıyla bedelsiz ve muvazaalı olarak yapıldığı kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.