YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9361
KARAR NO : 2010/7910
KARAR TARİHİ : 29.12.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 74 parsel sayılı 1.040.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal ve satış nedenleri ile davalılar Halim ve … adına eşit paylarla tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonca reddedilen davacı …, vergi kaydı ve taşınmaza uygulanan kaydın gayri sabit hudutlu olup miktar fazlasının Hazine’ye ait olduğu iddialarına, davacı … , vergi ve tapu kaydı ile irsen intikal nedenlerine dayanarak dava açmışlardır. … 06.09.2005 tarihli dilekçe ile, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda Katılan davacının davasının reddine, davacılar Hazine ve …’nın davalarının kısmen kabulü ile, dava konusu taşınmazın 29.06.2009 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin davacı … adına, (B) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … temsilcisi ile katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı … ’nın taşınmazın bir bölümünü kapsayan vergi kaydı bulunduğu ve davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki zilyetlik ile kazanma koşullarının gerçekleştiği, katılan davacı yararına zilyetlik ile kazanma koşullarının gerçekleşmediği, miktar fazlasının da Hazine’ye ait olduğu kabul edilmek sureti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. 18.04.1968 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve 12.05.1971 tarihli duruşmada dinlenen davacı … tanıkları dava konusu taşınmazın 210 dönümlük bölümünün davacı … ve öncesinde murisleri tarafından kullanıldığını, davacıdan başka kullanan olmadığını beyan etmişler, 02.05.2008 ve 07.05.2009 tarihlerinde yapılan keşiflerde ise yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazı katılan ve öncesinde miras bırakanlarının kullandığını beyan etmişlerdir. Mahkemece her iki keşifteki beyanlar arasındaki çelişki giderilmeksizin ve taşınmaz meraya sınır olmasına rağmen yöntemince mera araştırması yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Doğru bir sonuca varılabilmesi için, taşınmaz başında 18.04.1968 tarihinde yapılan keşifte ve 12.05.1971 tarihinde duruşmada dinlenen ve yine 2008 ve 2009 yıllarında yapılan keşiflerde dinlenen tüm yerel bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanıkların hala hayatta olanlarının katılımı ve mera araştırması için dinlenecek yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi ile aynı yöneteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında 1968 yılında yapılan keşif ve 1971 yılında dinlenen tanık beyanları ile 2008 ve 2009 yıllarında yapılan keşiflerdeki yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, mera araştırması yönünden ise yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu mahkemece gözlenerek ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli, zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, komşu parsellerle arasında doğal yada yapay sınır veya ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ile ilgili çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişi aracılığı ile taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekilmeli ve fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz işaretlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı … temsilcisi ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.