YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1211
KARAR NO : 2011/1503
KARAR TARİHİ : 25.03.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : HAZİNE
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 265 parsel sayılı 8261,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, irsen intikal ve taksim nedeniyle dahili davalı … ve müştereklerinin miras bırakanı … adına, aynı ada 266 parsel sayılı 10093,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı nedenlerle davalı … ve müştereklerinin miras bırakanı Cemile Açıkgöz adına tespit edilmiştir. Davacı …, tapu kaydına dayanarak ve davalı …’ü hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece çekişmeli 102 ada 265 parsel sayılı taşınmazın tespite esas alınan tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın tespiti … adına yapıldığı halde davacı … bu parsel hakkında, tespit maliki olmayan …’ü hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Yargılama aşamasında mahkemece, ölü olduğu anlaşılan …’un mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir. Kadastro davalarında husumetin tespit malikine yöneltilmesi zorunlu olup, davacı tarafından başlangıçta, tespit maliki … veya mirasçılarına karşı açılmış bir dava bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın husumet yönünden reddine ve taşınmazın tespit gibi … adına tesciline karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacı …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2- Davacı …’ın çekişmeli 102 ada 266 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyizine gelince; Mahkemece çekişmeli taşınmazın tespite esas alınan ve davalıların dayanağı olan 28.02.1938 tarih ve 160 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, 24820 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın adına kayıtlı olduğu ve bu taşınmaza zilyet olduğu iddiası ile dava açmış olup, keşif sırasında gösterdiği sınırlara göre de, çekişmeli 102 ada 266 sayılı parselle birlikte, dava dışı 102 ada 268 parsele de zilyet olduğunu iddia ettiği anlaşılmaktadır. Dava dışı 102 ada 268 parsel sayılı taşınmaz ise, 19. K. Sani 1937 tarih ve 47 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak davacı adına tespit edilmiştir. Mahkemece, davacı dayanağı tapu kaydı getirtilip uygulanmadığı gibi dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan 28.02.1938 tarih ve 160 sıra numaralı tapu kaydı da yöntemince uygulanıp kapsamı belirlenmemiştir. Böylesine eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için, tespite esas 28.02.1938 tarih ve 160 sıra numaralı ve davacının dayanağı olan 19. K. Sani 1937 tarih ve 47 sıra numaralı tapu kayıtları oluşum belgeleri, ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ve haritaları, ayrıca çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan belgeler, tapu kayıtlarının kadastro sırasında varsa revizyon gördüğü parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları getirtilmeli, aynı kaydın uygulandığı parselleri birlikte gösterir kadastro paftası ve buna göre aynı kaydın uygulandığı parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile dayanakları kayıtlar da getirtilip dosya tamamlandıktan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının oluşumlarından itibaren tüm tedavülleri ve dayanakları olan tüm belgeler okunup, kayıtlarda yazılı sınırlar yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, keşfe götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirten ve keşfi takibe imkan veren kroki düzenlettirilmeli, her iki tapu kaydının kapsamları ve geçerlilikleri kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.