YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1382
KARAR NO : 2011/1203
KARAR TARİHİ : 11.03.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı; asıl ve birleşen davada özetle 21.03.2001 tarihinde ölen tarafların ortak miras bırakanı ….’nin 25.08.1983 tarihinde yaptığı resmi vasiyetname ile sahibi olduğu mal varlığının tamamını çocukları olan davalılara bıraktığı gibi, sağlığında bedelini ödemek suretiyle davalılar adına taşınmazlar satın aldığını, bu işlemlerin kendisini mirastan mahrum bırakmak amacıyla yapıldığını, saklı payının zedelendiğini, bu nedenlerle öncelikle murisin sağlığında yapılan karşılıksız kazandırmaların terekeye iadesine, akabinde vasiyetnamenin iptaline, bu mümkün olmazsa saklı payının ihlali oranında tenkise karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddinin gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davaların kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.(4722 s. Yürürlük K.m.17)
Davacı, miras bırakanın vasiyetnamenin yanısıra, bedel verilmek suretiyle de davalılara kazandırmalarda bulunduğunu iddia etmiştir. Muris 25.08.1983 tarihinde düzenlediği resmi vasiyetname ile sahibi olduğu mal varlığının tamamını çocukları olan davalılara vasiyet etmiştir. Ayrıca 19, 1, 46 ve 3426 parsel sayılı taşınmazlardaki bağımsız bölümlerin muris tarafından bedeli ödenmek suretiyle davalılar adına alındığı belirtilmektedir. Vasiyetnameler mutlak olarak tabi olduğu gibi, bedeli muris tarafından verilerek davalılar adına alındıkları ispat edilen taşınmazlar da tenkise tabi tutulabileceklerdir. Ancak bu halde tenkise tenkise tabi tutulacak miktar, miras bırakan tarafından davalılara verilen paranın mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değerdir. O halde mahkemece yapılacak iş; bedellerinin muris tarafından ödendiği kabul edildiği taktirde davalılar adına alınan taşınmazların alım tarihindeki gerçek değerlerini tesbit etmek, bu suretle, miras bırakan tarafından davalılara taşınmaz alınırken verilen paranın miktarını saptamak, bu paranın mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değeri, paranın satın alma gücündeki değişimleri, usulünce, belirli kriterler dikkate alınmak suretiyle hesaplamak, gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişiden rapor almak, bu yolla belirlenen değerin tenkise tabi tutulacağını gözetmek; (HGK’nun 30.11.2005 gün ve 2005/581 Esas, 2005/672 Karar sayılı kararı), kazandırmalar saklı paylı mirasçılara yapıldığından, davalıların saklı payları düşülerek gerçek kazandırma tutarının belirlenmesi gerekeceğine dikkat etmek ve elde edilecek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (M.K.md.603) ve tenkise tabi (M.K.md.461, 507) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (M.K.md.454) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu’nun 453. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun’un 507. maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun’un 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanun’un 503. Maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları, (en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları) dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 505. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (M.K.md.506) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen esaslar dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz, tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,11.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.