YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1640
KARAR NO : 2011/1609
KARAR TARİHİ : 30.03.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 132 ve 143 sayılı parsellerle 110 ada 15 ve 16 parsel sayılı 61633.27, 98463.75, 25926.79 ve 21458.99 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadim mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı … ve …, …. intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve vergi kaydına dayanarak 103 ada 143 sayılı parselin, davacı … ise irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve vergi kaydına dayanarak 103 ada 132, 110 ada 15 ve 16 sayılı parsellerin adlarına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle 110 ada 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Mahkemece, dava konusu 103 ada 132 ve 143 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacıların sadece ot biçmek suretiyle sürdürdükleri zilyetliğe değer verilemeyeceği, davacılar tarafından sunulan vergi kayıtlarının mülkiyet belgesi olmadığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlar mera parseli ile sınır olmasına rağmen yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi ile aynı yönteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı, mera olarak sınırlandırılan 103 ada 142 ve 171 parsel sayılı taşınmazların kadim mera olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu mahkemece gözlenerek ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli, zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, mera parseli ile arasında doğal ya da yapay sınır niteliğinde ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera ya da tarla olup olmadığı ile ilgili, çekişmeli taşınmazlar ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişi aracılığı ile taşınmazları tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekilmeli, davacılar tarafından sunulan vergi kaydı fen bilirkişi yardımı ile zemine uygulanarak, kaydın sınırları krokide gösterilmek sureti ile fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazlar işaretlettirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu olan 103 ada 142 ve 171 parsel sayılı taşınmazların da kadastro tespiti sırasında mera olarak sınırlandırıldığı, dosyada bulunan tutanak örneklerinden davalı oldukları anlaşıldığından taşınmazlardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyeceği göz önüne alınarak niteliğinin belirlenmesi yönünden davaların birleştirilmesine gerek olup olmadığı hususu düşünülmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 30.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.