YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/177
KARAR NO : 2011/2594
KARAR TARİHİ : 10.05.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
21.05.1972 günü yapılan kadastro sırasında 347 ve 348 parsel sayılı 694.250 ve 1.753,250 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacılar … ve diğerleri tarafından davalı … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davasında 12.05.1971 tarihli kararla 02.01.1947 tarih 2 ve 4 numaralı tapu kayıtlarının uyduğu mahallere davalının yersiz müdahalesinin men’ine karar verilmiş ve davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 24.01.1972 tarihli kararı ile araştırmaya yönelik bozulmuştur. Bu bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında mahkemenin 06.09.1976 tarihli kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Malik haneleri davalı olarak devredilen taşınmazlar hakkında kadastro mahkemesinde yapılan yargılama sonunda çekişmeli 347 ve 348 parsel sayılı taşınmazların payları oranında … mirasçıları … ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı …, davacı … Kapayan, davacı …, davacı … … mirasçısı … …, davacı … … mirasçısı … …, davacı… mirasçısı … davacı … mirasçıları …, … …, … …, …, … …, … …, … … ve … …, davacı … mirasçısı … ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli olmadığı gibi; gerekçeli karar başlığında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388.maddesi hükmüne uygun olarak davanın tarafları ve davadaki sıfatları doğru olarak gösterilmemiştir. Çekişmeli taşınmazların malik haneleri Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1967/56 Esas sayılı dava dosyasında dava konusu olduklarından söz edilerek açık bırakılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/56 Esas sayılı dava dosyasında 12.05.1971 günü verilen karar Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 24.01.972 günlü ilamı ile bozulduktan sonra yargılamaya 1972/182 Esas sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/182 Esas sayılı dosyasında süren yargılama sırasında davacılar vekilinin 16.06.1976 tarihli dilekçesi ve
06.09.1976 tarihli oturum beyanlarına göre 06.09.1976 tarihli kararla davanın vaki feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Süresinde temyiz edilmeyen bu kararın davacılar vekili tarafından tavzihi istenmiş ve tavzih istemi 07.03.1977 tarihli kararla reddedilmiştir. Ekli dosya içinde tavzih isteminin reddine ilişkin kararın dosyanın taraflarına ve özellikle davacılar vekiline tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Ayrıca; Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davaya ilişkin 19.03.1962 tarihli dava dilekçesinde imzası bulunan bazı davacıların davanın 15.12.1965 tarihli kararla işlemden kaldırılmasından sonra verilen yenileme dilekçesinde imzaları bulunmadığı gibi; çekişmeli taşınmazların davalı olarak kadastro mahkemesine devrinden sonra yapılan ilk birlik oturumlarında davaya katılımlar olmuştur. Bu durumda, mahkemece öncelikle 07.03.1977 tarihli tavzih isteminin (davacılar yönünden) reddine ilişkin kararın yöntemince tavzih isteminde bulunanlara tebliği sağlanarak, kararın bu şekilde kesinleşmesi veya yasal yollara başvurulması halinde ortaya çıkacak duruma göre davadan feragatin hukuken geçerli olup olmadığı değerlendirilmelidir. Yukarıda belirtilen Asliye Hukuk Mahkemesi aşamasında davanın işlemden kaldırılması durumu ve mahallinde yapılan ilk birlik oturumlarındaki katılımlar da gözetilerek davada davacı sıfatını taşıyan kişi veya kişiler kesin olarak belirlendikten sonra kendilerine tebligatlar yapılarak yöntemince taraf teşkili sağlanmalıdır. Bundan sonra komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tarafların aynı şekilde bildirecekleri tanıkları, üç kişiden oluşacak uzman ziraatçı bilirkişi kurulu ve üç kişiden oluşacak uzman fen bilirkişi kurulu hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldıkları, zilyetliklerin kimden kime ve ne şekilde geçtiği; tespit tutanaklarında geçen ve aynı zamanda davacıların da dayanağını oluşturan tapu kayıtları ile davalı …’nin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarındaki köy ve mevki adları ile tüm sınırlar tek tek okunarak çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları, tek tek ve olaylara dayalı olarak, yerel bilirikşiler ve taraf tanıklarından sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmelidir. Tutanakların edinme sebebi bölümlerinde bildirilen hukuki durum ile önceki keşiflerde bildirilen hukuki duruma aykırı sonuçlara ulaşılması halinde sağ olan tespit bilirkişileri veya önceki keşiflerde dinlenmiş yerel bilirkişi ve tanıklar yeniden dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Dosya içine getirtilen komşu parsel kayıtlarına göre çekişmeli taşınmazların mera olarak sınırlandırılarak tespit edilmiş taşınmazlara sınır oldukları anlaşıldığından; çekişmeli taşınmazların öncelerinin ne olduğu, hangi sınırlarla kullanıldıkları, komşu olan mera parsellerinden nasıl ayrıldıkları, aralarından doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı; tarafların dayanaklarını oluşturan kayıtların değişebilir sınırlı ve miktarlarıyla geçerli kayıtlardan olmaları nedeniyle kayıt miktar fazlalarının edinilip edinilemeyeceği gibi hususlar üzerinde özellikle durulmalıdır. Dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarını oluşturan kayıtları ile denetlenmeli, komşu parsellerin kesinleşme durumları da göz önünde tutulmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliklerini bildiren, komşu mera parsellerinden nasıl ayrıldıklarını, aralarında doğal ya da yapay nitelikte ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını açıklayan, çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü ve deseni, eğimi ve diğer özellikleri itibariyle komşu parselle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır. Uzman teknik bilirkişi kurulundan
çekişmeli taşınmazlara ait kadastro paftası ile komşu köylere ait kadastro paftalarını çakıştırmalı şekilde gösteren, yapılan kayıt uygulamalarını açıklayan, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırların işaretlenmiş olduğu çekişmeli taşınmazların tarafların dayanaklarını oluşturan kayıtlar kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin değerlendirmeyi içeren, dayanak kayıtların kayıt miktarları itibariyle kapsadıkları bölümleri gösteren, çekişmeli taşınmazların komşu mera taşınmazları ile konumunu gösteren yan kesit krokisi eklenmiş, ayrıntılı rapor alınmalıdır. Davalı …’nin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının kadastro sırasında herhangi taşınmaza uygulanıp uygulanmadıkları Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden sorulup saptanarak; uygulanmışsa uygulandığı taşınmazlara ait kadastro tespit tutanağı örnekleri ile kadastro tespiti sonucu oluşmuş tapu sicil kayıtları dosya içine getirtilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerekçeli karar başlığında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesine uygun olarak davada taraf sıfatı bulunanlar ve vekilleri ile taraf sıfatları doğru olarak gösterilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.