Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/1875 E. 2011/8069 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1875
KARAR NO : 2011/8069
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlal eyleminden sanıklar … ve …’ın, 2004 sayılı İcra ve iflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince ayrı ayrı 1’er ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmalarına dair …. İcra Mahkemesinin 23/06/2009 tarihli ve 2008/4012 esas, 2009/820 sayılı kararını müteakip, … Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı Mahkemenin 28/05/2010 tarihli ve 2008/4012 esas, 2009/820 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair…. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2010 tarihli ve 2010/667 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 07.01.2011 gün ve 2010/356/2333 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 03/02/2011 gün ve K.Y.B.2011/21381 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanıkların yokluğunda, müşteki vekilinin yüzüne karşı verilen söz konusu kararda, kanun yoluna başvuru şekli, başvuru süresinin başlangıcında tefhim veya tebliğden hangisinin esas alınacağı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği gösterilmediği gibi, karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, cihetle, anılan kararının kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik … Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 28/05/2010 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Ödeme şartını ihlal eyleminden sanıklar … ve …’ın, 2004 sayılı İcra ve iflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince ayrı ayrı 1’er ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmalarına dair …İcra Mahkemesinin 23/06/2009 tarihli ve 2008/4012 esas, 2009/820 sayılı kararına yönelik olarak, … Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı Mahkemenin 28/05/2010 tarihli ve 2008/4012 esas, 2009/820 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair …. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2010 tarihli ve 2010/667 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 07.01.2011 gün ve 2010/356/2333 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 03/02/2011 gün ve K.Y.B.2011/21381 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmiş ise de,
Aynı karara ilişkin Adalet Bakanlığından verilen 17.02.2011 gün ve 2010/1741/9645 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 08/04/2011 gün ve K.Y.B.2011/118329 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmiş ve Dairenin 2011/3402 esasına kaydedilerek yapılan incelemede; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, … Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2010 tarihli ve 2010/667 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiş olup, iş bu dosyadaki istemin de aynı olduğunun anlaşılması nedeniyle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, aynı dosyanın çoğaltılan nüshası ile aynı konuda kanun yararına bozma isteminde bulunulması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğname yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 28.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi