YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2507
KARAR NO : 2011/7709
KARAR TARİHİ : 21.11.2011
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlâl eyleminden sanık …’in, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 1 ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair…. İcra Ceza Mahkemesinin 04/11/2009 tarihli ve 2009/361 esas, 2009/817 sayılı kararını müteakip, … Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı Mahkemenin 08/07/2010 tarihli ve 2009/361 esas, 2009/817 sayılı ek kararma yönelik itirazın reddine dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 20/07/2010 tarihli ve 2010/709 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 21.01.2011 gün ve 2010/5380 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 07/03/2011 gün ve K.Y.B.2011/63013 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanığın yokluğunda, müşteki vekilinin ise yüzüne karşı verilen … İcra Ceza Mahkemesinin 04/11/2009 tarihli kararında, kanun yoluna başvuru şekli, sürenin ne zaman başlayacağı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği gösterilmediği gibi, taraflara karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, anılan kararının kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik …. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 08/07/2010 tarihli ek kararma yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 Esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile; “Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii
ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasa’nın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuru ile taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır.” şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda itiraz süresinin başlangıcının ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususunun çıkarılan tebligatta da açıkça gösterilmediği, hususunun çıkarılan tebligatta da açıkça gösterilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 08/07/2010 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/07/2010 tarihli ve 2010/709 müteferrik sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 21.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.