YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2806
KARAR NO : 2011/1650
KARAR TARİHİ : 01.04.2011
MAHKEMESİ : KAYSERİ KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … ada … parsel sayılı 1192665,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadim mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın yaklaşık 25000 metrekare yüzölçümündeki bölümü hakkında, davacılar A.. P.. ve H.. P.. ise, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davacı A.. P.. adına tespit edilen … ada … parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 26240 metrekare eksik tespit edildiği, eksikliğin … ada … parsel içerisinde kaldığı iddiasına dayanarak .. ada … parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 40000 metrekare olarak düzeltilmesi istemi ile ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 29917.062 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacılar A.. P.. ve H.. P.. adlarına, (B) harfi ile gösterilen 38396.440 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı E.. D.. adına, kalan 1124352.318 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerinin tarım arazisi olduğu ve (A) harfi ile gösterilen bölümünde davacılar A.. P.. ve H.. P.. lehine, (B) harfi ile gösterilen bölümünde ise davacı E.. D.. lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; çekişmeli bölümler ile bu bölümlerin ait olduğu … ada … sayılı mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı araştırılmamış, taşınmaz bölümlerinin niteliği ile ilgili olarak usulüne uygun mera araştırması yapılmamış; 3 kişilik, uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, usule aykırı olarak, tespit bilirkişilerinden K.. Y.., davalı Hazine tanığı olarak dinlenmiş olduğu gibi, davacılar H.. P.. ve A.. P.. yönünden talep de aşılmak sureti ile hüküm kurulmuş olması nedeniyle yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi
bilen, davada yararı bulunmayan, komşu köylerde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler; aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve 3 kişilik, ziraat mühendislerinden oluşan ziraatçi bilirkişi kurulu hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, hangi tarihten beri, ne şekilde, kim veya kimler tarafından kullanıldıkları, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, zilyetliğin nasıl intikal ettiği, taşınmaz bölümlerinin öncesinde mera olup olmadıkları, ait oldukları mera parselinden ne suretle ayrıldıkları, mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, ait oldukları parselin kadim mera olup olmadığı, taşınmaz bölümlerinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, imar ve ihyaya konu edilmiş iseler ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yargılama sırasında dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki olduğu takdirde çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü ve özellikle çekişmeli taşınmaz bölümleri ile ait oldukları mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur olup olmadığı, mera parselinden nasıl ayrıldıkları, öncelerinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı hususlarını içeren, çekişmeli taşınmaz bölümleri ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren bilimsel verilere dayalı, önceki zirai bilirkişi raporunu da irdeler şekilde, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, raporda belirtilen hususların somutlaştırılması için, taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek fotoğrafları çektirilmeli, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz bölümleri fen bilirkişisine kabaca işaretlettirilmeli; keşfe katılacak fen bilirkişisinden keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak veren, ayrıntılı ve çekişmeli taşınmaz bölümleri ile mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösterip açıklayan rapor alınmalı, çekişmeli bölümlerin öncesinin kamu orta malı mera olup olmadığı değerlendirilmeli, meraların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinilemeyeceği ve üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği dikkate alınmalı, bütün bu inceleme, araştırma ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra çekişmeli bölümlerin mera olmadığının anlaşılması halinde 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen sınırlamaları da dikkate alınarak davacılar yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 17.maddelerinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak ayrıca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesi gereğince hakimin taleple bağlı olup talepten fazlaya karar veremeyeceği de göz önüne alınmak suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilen bölümleri dışında kalan bölümün mera olduğu tescile tabi olamayacağı göz ardı edilerek, “tespit gibi tesciline” denmek suretiyle hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 01.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.