Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/2831 E. 2011/1707 K. 04.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2831
KARAR NO : 2011/1707
KARAR TARİHİ : 04.04.2011

MAHKEMESİ : … KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … ada … parsel sayılı 397,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 4753 sayılı Yasa’ya göre oluşan Hazine’ye ait tapu kaydı kapsamında kaldığı, … ve O.. S.. işgalinde olduğu beyanlar hanesinde gösterilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. davacı S.. S.., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli parselin davacı S.. S.. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Hazineye ait Ağustos 927 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı, ancak kaydın sınırları sabit olmasına rağmen miktarının sınırların kapsadığı yer kadar büyük olmadığı, miktarının da nereye tekabül ettiğinin bilinememesi nedeniyle uygulama imkanı bulunmadığından 1963 yılında 4753 sayılı Yasa ile Hazine adına tapuya tescil edilerek tapulu taşınmaz haline döndüğü ve bu tapunun tesisinden geriye davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 46. maddesinde öngörülen 20 yıl süre ile malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda, kadastro tespiti sırasında taşınmaza uygulanan ve uyduğu tespit edilen 08.11.1963 tarih ve 452 numaralı tapu kaydı ile taşınmaz, Hazine adına tescil edilmiştir. Hazine’nin tapu kayıtlarının dayanağını teşkil eden 20.7.1963 tarihli belirtmelik tutanağının … nolu parseli, … icarında olduğu, kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal ettiği, 1937 tarih 9-16 tahrir numaralı vergi kayıtları ve Ağustos 927 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı ile Hazine adına kayıtlı olduğu, 1951 yılında köye gelen şahısların Hazineden icar ile kullandığı belirtilerek Hazine adına belirtilmiş ve Hazine adına tapuya bağlanmıştır. Mahkemece belirtmelik tutanağında uygulanan Ağustos 927 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı tüm tedavülleri ve varsa haritası ile birlikte getirtilmemiş, kadastro tespiti sırasında revizyon görüp, görmediği araştırılmamış, varsa revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tespit tutanak suretleri getirtilmek suretiyle, revizyon gördüğü parseller de dikkate alınarak kaydın kapsamının varsa haritasına göre, haritası yoksa “.. Dağı, … , … ziyareti ve Nihil” olan hudutları itibarı ile gayri sabit hudutlu olduğu göz önüne alınarak, miktarına göre belirlenmesi gerektiği
düşünülmemiştir. Yine belirtmelik tutanağında uygulanan 1937 tarih 9-16 tahrir numaralı vergi kayıtlarının tümü ve bu kayıtların Hazine adına oluşum nedenine ilişkin belgeler getirtilmemiş, belirtmelik tutanaklarına göre Hazine’ye ait aynı tapu ve vergi kayıtlarının uygulandığı taşınmazlar hakkında şahıslarca Hazine aleyhine açılan ve Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan davaların birleştirilmesi gerektiği düşünülmemiştir. Dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden belirtmelik bilirkişilerinin ölü olduğu anlaşılmakta ise de belirtmelik tutanağında muhtar ve aza olarak imzası bulunan şahısların ölü olup olmadıkları araştırılmamış; sağ iseler belirtmelik tutanağının içeriği hakkında tanık olarak bilgilerine başvurulmamıştır. Yine belirtmelikte isimleri geçen şahısların kim oldukları ve icarcı olup olmadıkları üzerinde de durulmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle belirtmelik tutanağında gösterilen Hazine adına kayıtlı Ağustos 1927 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritası, varsa tapu kaydının kadastro sırasında revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanağı suretleri, 1937 tarih 9-16 tahrir numaralı vergi kayıtları ile bu kayıtların Hazine adına kaydedilmesinin nedenini oluşturan oluşum belgeler, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azaların tamamının nüfus kayıt örnekleri getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra, taşınmaz başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, belirtmelik bilirkişileri, tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile Ağustos 1927 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak, hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kaydın kapsamı varsa haritasına göre, haritası yoksa kayıt hudutları gayri sabit olduğundan miktarına göre belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kaydın revizyon gördüğü parseller de dikkate alınmalı, aynı şekilde belirtmelikte uygulanan vergi kayıtları da uygulanarak kapsamları belirlenmeli, bu kayıtların Hazine adına oluşum nedeni üzerinde durulmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne olduğu, kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı, kullanmanın icara dayalı olup olmadığı, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar sağ ise, belirtmeliğin içeriği hususunda beyanlarına başvurulmalı, belirtmeliklerinde Ağustos 1927 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının uygulandığı ve aynı şekilde davalı bulunan tüm parsellerle ilgili dava dosyalarının birleştirilmesi gerektiği düşünülmeli, teknik bilirkişiden keşfi takibe imkan veren, uygulanan kayıtların kapsamını gösteren ayrıntılı ve krokili rapor, yine ziraat mühendislerinden oluşacak bilirkişi kurulundan da taşınmazın niteliği ile ilgili rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 04.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.