YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3032
KARAR NO : 2012/2678
KARAR TARİHİ : 22.03.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 135 ada 11 parsel sayılı 1089,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, 2/4 payı satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı …, 1/4’er payı irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü … … ile … … adlarına, 133 ada 6 parsel sayılı 1265,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz eşit paylarla irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü … … ile … … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 135 ada 11 parsele yönelik davanın reddi ile tespit gibi tesciline, 133 ada 6 parsele yönelik davanın kabulüne, çekişmeli taşınmaz içinde bulunan teknik bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen su kuyusunun davacıya ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece; çekişmeli 133 ada 6 sayılı parsel … oğulları … ve … … adına tespit edilmiş ise de Bektaş oğlu …’e ait olduğu ölünceye kadar O’nun tarafından ölümü ile de mirasçıları tarafından kullanıldığı, kuyunun bulunduğu yerin … mirasçıları tarafından davacıya satıldığı kabul edilmek suretiyle karar verilmiştir. Mahkemenin kabulü keşifte dinlenen yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri, davacı ve köy senedi tanıkları beyanları ile aynı doğrultudadır. Ancak dosya içeriğine göre davacının meramının kuyunun muhdesat olarak gösterilmesi değil, Bektaş oğlu … mirasçılarından tarihsiz senetle satın aldığı, bilahare üstüne kuyu açtırdığı taşınmaz bölümünün adına tescili yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, dava edilen yerin neresi olduğu, kuyu yeri denen davacının satın aldığını iddia ettiği yerin taşınmazın hangi bölümünü oluşturduğu, keşifte belirlenerek fen bilirkişisinin krokisinde gösterilmemiş, davacının satın aldığı yer kesin olarak belirlenmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve senet tanıkları Cuma ve Süleyman Yekrek hazır olduğu halde uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacı taraf dayanağını
oluşturan tarihsiz satış senedinde yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde gösterilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmelidir. Yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle senedin çekişmeli taşınmazın hangi bölümünü kapsadığı ve bu bölüm üzerindeki zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Beyanlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan davacının istemine farklı anlam yüklemek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kadastro hakimi infazı kabil sicil oluşturmakla yükümlü olduğu halde, 133 ada 6 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak tescil kararı verilmemiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA,
2- Çekişmeli 135 ada 11 sayılı parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece; davacının çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin 2005 tarihinde başladığı, öncesinin taşlık olması ve kullanılmaması nedeniyle eklemeli zilyetlik koşullarının da oluşmadığı, tespit tarihi itibariyle davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak çekişmeli taşınmazın yarısı davacı olan … oğlu … adına, diğer yarısı ise … oğulları … ve … … adına tespit edilmiştir. Davacı gibi … oğlu … … mirasçısı olan … ve … tarafından dava kabul edilmiştir. Mirasçılar arasında pay devrinin mümkün olması nedeniyle kabule ilişkin beyanlar değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.