YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3435
KARAR NO : 2012/1474
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 137 ada 8 parsel sayılı taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek yüzölçümü hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş ve malik hanesi … adı yazılmak suretiyle doldurulmuştur. Davacılar … ve … tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, dava dosyası ile çekişmeli parsel tutanağı birleştirilmiş, keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 54,02 metrekare yüzölçümündeki bölüme ilişkin dava tefrik edilmiş ve yapılan yargılama sonunda davacının davasının reddine, 137 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, kadastro sırasında, genel mahkemelerde mülkiyete ilişkin davaya konu olan taşınmazlar malik hanesi açık olarak tespit edildikten sonra tutanak ve ekleri kadastro mahkemesine gönderilir. Hakkında, tespit gününden önce genel mahkemede mülkiyete ilişkin dava bulunan taşınmazların kadastro tespitleri sırasında malik hanelerinin doldurulması, hukukça değer taşımadığı gibi, ihtilafın çekişmeli taşınmazın sınırına ilişkin bulunması halinde tutanağın yüzölçümü hanesi de boş bırakılmalıdır. Bu tür taşınmazlar hakkında genel mahkemelerin görevi, 3402 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca, taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı tanzim edildiği tarihte sona erer ve dava Kadastro Mahkemesine aktarılır. Kadastro mahkemelerince, aktarılan davalarda, resen araştırma ilkeleri çerçevesinde yargılama yapılarak gerçek hak sahibi yararına tescile ilişkin karar verilmesi zorunludur. Somut olayda, davacılar tarafından genel mahkemede, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayalı tescil davası açılmıştır. Tescil davası sırasında mahallinde keşif yapılmış ve çekişmeli taşınmazın sınırları belirlenmiştir. Gerek tescil davası aşamasında ve gerekse de kadastro mahkemesince yapılan keşifler sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporlarından, çekişmeli taşınmazın (A) harfiyle gösterilen bölümünün mülkiyetine ilişkin ihtilaf bulunması karşısında kadastro sırasında sınırları kesin olarak tespit edilemediğinden yüzölçümü hanesinin açık bırakıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaz hakkında genel mahkemede mülkiyete ilişkin bir dava bulunduğuna göre kadastro sırasında tutanağın malik hanesinin … adına doldurulması hukukça değer taşımamaktadır. Kadastro mahkemesince aktarılan davanın tamamı hakkında yöntemince inceleme ve araştırma yapılarak sonucunda gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilmesi gerekirken mahkemece, davanın kapsamının yanlış değerlendirilmesi ve tutanağın malik hanesine itibar edilmesi suretiyle çekişmeli parselin (A) bölümü dışında kalan kısmına yönelik olarak araştırma yapılmaması doğru değildir. Diğer taraftan, davacıların davasının reddine karar verildiği halde çekişmeli parselin davacı taraf adına tesciline karar verilmesi çelişkili ise de bu hususun mahkemenin az yukarıda açıklanan değerlendirme hatasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, aktarılan davanın kapsamında olduğu anlaşılan (A) bölümüne ilişkin davanın tefrik edilmesi doğru değil ise de bu husus temyiz davasının kapsamında olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için kadastro tutanağının malik hanesinin hukuken yok hükmünde bulunduğu göz önünde tutularak çekişmeli parselin gerçek hak sahibinin kim olduğu hususunda yöntemine uygun inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre tescil kararı verilmelidir. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 16.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.