YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3716
KARAR NO : 2012/2726
KARAR TARİHİ : 22.03.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 127 ada 12 parsel sayılı 41733,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfı ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, miras yolu ile gelen hak, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişinin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3000 metrekarelik bölümünün davacı adına, geri kalan bölümün ise Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre Hazinenin temyiz itirazları yerinde olmadığından REDDİNE;
2- Mahkemece çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi rapor ve krokisine atıf yapılarak ( C) harfi ile gösterilen bölümünde zilyetlik ile iktisap şartlarının oluşmaması, (B) harfi ile gösterilen bölümünün ise tahrir kaydındaki miktar kadar davacı adına tescil yapılması gerektiği ve davacının senetsiz listesinde adına toplam 98.621,88 metrekare tescil edildiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme eksik, değerlendirme ise dosyaya uygun bulunmamaktadır. Davacının temyiz istemi; kuru arazi olduğu tespit edilen çekişmeli taşınmazın, teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (C) harfi ile gösterilen ve davacı tarafından kullanılan 25.196,54 metrekare yüzölçümündeki bölümüne yöneliktir. Teknik bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen bölümler ile ziraatçı bilirkişinin raporunda belirtilen (B) ve (C) bölümleri karıştırılmış olup bu karışıklığa rağmen bilirkişilerden ek rapor alınmadan hüküm kurulması isabetli değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetliğe dayalı olarak bir kimsenin sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar taşınmaz mal iktisap edebileceği öngörülmüştür. Bu bölüm yönünden mahkemenin zilyetlikle miktar sınırı yönünden yaptığı araştırma yeterli değildir. Kadastro Müdürlüğünün belgesiz zilyetlik nedeni ile davacı adına tespit edilen taşınmazlara ilişkin liste ile Tapu Sicil Müdürlüğünce bildirilen davacı adına tescil edilmiş taşınmazların listesi arasında çelişki bulunmaktadır. Tapu kayıtları listesinde bulunan bir kısım taşınmazın belgesiz zilyetlik listesinde bulunmadığı görülmektedir. O halde,
doğru sonuca ulaşılabilmesi için ziraat bilirkişisinden ek rapor alınmalı, mahalli Kadastro Müdürlüğüne yazı yazılarak, kadastro sırasında davacı adına belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmazlar sorulup tutanak örnekleri getirtilerek denetlenmeli, Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazılarak davacı adına 26.07.1972 tarihinden sonra belgesiz zilyetlik nedeni ile tescil edilen taşınmazların listesi sorulmalı, Mahkemeler Yazı İşleri Müdürlüğüne yazılacak yazıda kadastro mahkemesi ile genel hukuk mahkemelerinde belgesiz zilyetlik nedeni ile davacı tarafından açılmış, sonuçlanmış ya da derdest tescil davası bulunup bulunmadığı sorulmalı, getirtilecek kayıt ve belgelerle miktar sınırının aşılıp aşılmadığı denetlenmeli, davacı adına tespit ve tescil edilmiş taşınmazların kayıt ve belgesiz olanlarının miktarları hesaplanmalı, 100 dönüm belgesiz limiti ile arada kalan miktar kadar davacının zilyetlikten yer edinebileceğinin düşünülmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, davacının tutunduğu vergi kaydının çekişmeli taşınmaza ait bulunduğu ve gayri sabit sınırlı olması nedeni ile miktarı ile geçerli bulunan kaydın tayin edilen kapsamının yüzölçümünün miktar sınırlamasına dahil edilemeyeceği, hal böyle olunca davacının zilyetlikten iktisap edeceği taşınmaz miktarının 100 dönüme de ulaşmadığının dikkate alınmaması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.