YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3880
KARAR NO : 2012/438
KARAR TARİHİ : 31.01.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 156 ada 24 parsel sayılı 2 hektar 964,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanarak taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının doğu, batı ve kuzey sınırlarının zeminde bulunduğu ancak güney sınırında yazılı kişinin mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafından bilinemediğinden bahisle tapu kaydının taşınmaza ait olmadığı ve dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Eksik incelemeyle hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazinenin dayandığı 03.03.1971 tarih ve 58 yevmiye numaralı kayıtlardan dava konusu taşınmaza ait olduğu iddia edilen tapu kaydının dayanağı belgeler ile haritası getirtilmeli, bundan sonra taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında Hazinenin dayandığı tapu kaydı 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde yerel bilirkişi aracılığı ile yöntemince uygulanmalı, öncelikle tapu kaydının dayanağı krokisine göre, krokinin uygulanabilme imkanının olmadığının saptanması halinde ise kayıtta yazılı sınırlarına göre tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, mahalli bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tutanak içeriği ve kayıtlarla denetlenmeli, belgeler karşısında soyut beyanlara değer verilemeyeceği düşünülmeli, fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı gösterir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın kısmen ya da tamamen tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olup olmadığı konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı beyanları alınmalı, dosyalar içerisinde bulunan Hazinenin tapu kaydının dayanağı olan belgeler içerisinde mevcut tutanakta bilirkişi ve tanık olarak dinlenen kişilerin hayatta olduklarının
anlaşılması halinde bu kişiler de tanık sıfatı ile çağrılıp dinlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.