YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3922
KARAR NO : 2012/1492
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 634 ada 18 ve 21 parsel sayılı taşınmazlar Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek yüzölçüm haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı … tarafından davalı … aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde kadastro öncesi açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsellerin tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve 634 ada 18 parsel sayılı taşınmazın 4.968,78 metrekare yüzölçümüyle davacı … adına tesciline, taşınmazın fen bilirkişisinin 22.12.2010 havale tarihli raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen toplam 909,034 metrekarelik kısmına davalı …’in yapmış olduğu müdahalenin men’ine, 634 ada 21 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 22.12.2010 havale tarihli raporunda kırmızı renkli kalemle gösterilen sınırlar ve 9.652,52 metrekare yüzölçümüyle davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların sınırına ilişkin uyuşmazlıkta Kadastro Kanununun 5. maddesi gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dava, genel mahkemeden Kadastro Mahkemesine aktarılan meni müdahale davası olup, dosya kapsamı itibariyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortak sınıra ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Aktarılan davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın belirlendiği, mahallinde keşif yapıldığı, keşif sonucunda taraflar arsındaki uyuşmazlığa konu kesimi gösterir 19.11.2005 ve 17.01.2006 tarihli fen bilirkişi raporlarının alındığı, bu raporlarda davalı tarafın dayandığı tescil ilamının sınırının, davacının iddia ettiği sınırın ve zeminde mevcut sınırın ayrı ayrı gösterildiği, dosya Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra davacı vekilinin 17.01.2008 tarihli duruşmada, 17.01.2006 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen sınıra göre ihtilafın çözümünü talep ettiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 22.10.2010 havale tarihli bilirkişi … tarafından düzenlenen raporda aktarılan davanın kapsamı gösterilmediği gibi aktarılan davada düzenlenen 17.01.2006 tarihli kroki ve davalının dayanağı tescil krokisi uygulanarak raporda gösterilmemiştir. Hal böyle olunca sağlıklı sonuca varılabilmesi için, taraflar arasındaki sınır uyuşmazlığının giderilmesine esas olmak üzere mahallinde yöntemince keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında, aktarılan davada düzenlenen kroki ve davalının dayanağı tescil krokisi birlikte uygulanıp kapsamları belirlenmeli, teknik bilirkişiye aktarılan davada düzenlenen kroki ve davalının dayanağı tescil krokisinin kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmelidir. Ayrıca aktarılan dosyada yapılan keşif sonrası alınan rapora karşı davacı vekilinin kabul beyanı göz önünde bulundurulmalıdır. Bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan şekilde araştırma ve uygulama yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 16.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.