YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3960
KARAR NO : 2012/2413
KARAR TARİHİ : 14.03.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Dava konusu 153 ada 255 parsel sayılı 9612,23 metrekare yüzölçümündeki, taşınmaz kadastro sırasında irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iştirak halinde davacı … ile davalılar …, … ve … adlarına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazın davacının dayandığı tapu kapsamında kalmadığı ve bu yerin davacı tarafça kendi adına önceki maliki … …’dan satın alındığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Davacı tescil ilamı ile oluşmuş 31.10.2000 tarih 20 sıra numaralı tapu kaydına dayanmış ve anılan tapunun dava konusu taşınmazın yakınında bulunan 165 ada 8 parsele revizyon gördüğü anlaşılmıştır. Davacının dayandığı tapu kaydının başka parsele revizyon görmesi, kapsamının revizyon gördüğü parselle sınırlı olduğu anlamına gelmeyeceği gibi tapu kaydının güneyi boz okumakta olup bu sınır genişlemeye elverişli ve değişebilir nitelikte olduğundan kayıt miktar fazlasının zilyetlikle kazanılması da mümkündür. Hal böyle olunca tapu kaydının nizalı taşınmazı kapsayıp kapsamadığı araştırılmalı, kayıt kapsamı dışında kalıyorsa, bu yerin öncesinin davacının bayisi … …’a ait olup olmadığı kesin olarak saptanmalıdır. Bundan sonra davacının bu yeri kendi adına mı yoksa kardeşleri ile birlikte mi aldığı hususunda araştırma yapılmalıdır. Davacının kayıt miktar fazlası için zilyetliğe de dayandığı dikkate alınarak mahkemece yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin ne zaman başladığı, ne şekilde sürdürüldüğü, kimin ne zamandan beri taşınmaza zilyet olduğu, kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı etraflıca sorulmalıdır. Gerektiğinde ziraatçi uzman bilirkişiden görüş alınmalı, bilirkişi ile tanık sözlerinin olaylara dayalı olması sağlanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm oluşturulması isabetsiz ve temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.