Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3966 E. 2011/2797 K. 23.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3966
KARAR NO : 2011/2797
KARAR TARİHİ : 23.05.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, miras bırakan ve kardeşi olan … …’ın 10.05.2007 tarihinde ölümü ile yasal tek mirasçısı olarak kendisinin kaldığını; murisin, sağlığında yaptığı vasiyetname ile davalı … mirasçı naspetmesi nedeniyle, saklı payının zedelendiğini belirterek, saklı payını aşan vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, murisin ölüm tarihinde yapılan kanun değişikliği ile kardeşler saklı paylı mirasçı olmaktan çıkarılmış olduğundan davacının, dava açma hakkı olmaması nedeniyle davada sıfatının bulunmadığını, kaldı ki davanın da yasal süresi içinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda muristen dolayı davacının saklı payının 1/8 olduğu belirtilerek, davacı tarafa tenkise göre azaltılmış 1/8 pay, davalı tarafa da 7/8 pay verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 S. Yürürlük Kanunu md.17). Bu halde olaya 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun uygulanacağı tartışmasızdır. Miras bırakanın ölüm tarihi 10.05.2007 olup, yasal tek mirasçısı da kardeşi olan davacıdır. Saklı paylı mirasçılığı düzenleyen 506. maddenin 3. Fıkrası 5650 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 10.05.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle de söz konusu kanun değişikliği yürürlüğe girmiştir. Bu düzenleme ile miras bırakanın kardeşleri saklı paylı mirasçı olmaktan çıkarılmış olup, tenkis davası açma hakları bulunmadığına göre mahkemenin; miras bırakanın yasadaki değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte ölmüş olmasının, davacı lehine yorumlanması gerektiği şeklindeki düşüncesi hukuki dayanaktan yoksun bulunmaktadır. Hal böyle olunca, davanın aktif dava ehliyetinin yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 23.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi