Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3988 E. 2011/2882 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3988
KARAR NO : 2011/2882
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 148 ada 8 parsel sayılı 35815.82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ham toprak niteliğindeki yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve müşterekleri vekili, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 148 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 02.06.2009 havale tarihli uzman bilirkişi raporunda kırmızı kalem ile taralı ve (A) harfi ile gösterilen bölümünün Eskipazar Sulh Hukuk Mahkemesinin 1992/76-114 sayılı veraset ilamında yer alan … Gök mirasçıları adına verasette iştiraken tesciline; (B) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına ham toprak niteliği ile tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli 148 ada 8 parsel sayılı taşınmaz 148 ada 124 parsel sayılı mera parseline sınır bulunmakla beraber bölgedeki mera tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının kesinleştiği ve çekişmeli taşınmazın kesinleşen mera sınırları dışında kaldığı; taşınmazın temyize konu olan bölümü üzerinde davacı taraf yararına edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek karar verilmiş ise de; mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmadığı gibi; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosya içinde örneği bulunan 148 ada 124 parsel sayılı mera taşınmazının, kadastro tutanağı düzenlenmeden ada ve parsel numarası verilerek mera siciline aktarılma tutanağına göre, mera tespitinin 01.03.2007 günü kesinleştiği anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağı ise 26.02.2007 tarihinde düzenlenmiştir. Bu durumda; kadastro tespit günü itibariyle 4342 sayılı Yasa uyarınca yapılan mera tespiti kesinleşmediğinden, mera araştırması yapılması zorunlu olmaktadır. Bu amaçla; komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tarafların aynı şekilde bildirecekleri tanıkları, üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişisi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümün öncesinin ne olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri, ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve ne şekilde geçtiği, öncesinin mera olup olmadığı, komşu mera parselinden nasıl ayrıldığı, aralarından doğal ya da yapay nitelikte
ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı gibi hususlar olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde hazır bulundurulacak tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Uzman ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın temyize konu olan bölümünün tarımsal niteliğini bildiren, öncesinin mera olup olmadığı, ne kadar zamandır, ne şekilde kullanıldığını irdeleyen, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, gerektiğinde çekişmeli bölümün değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenen ayrıntılı rapor alınmalıdır. Keşfe katılacak fen bilirkişisinden keşif ve uygulamaları izleyip, denetlemeye olanak veren, çekişmeli bölüm ile mera pareselinin konumunu çizilecek yan kesit krokisinde gösterecek şekilde ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre çekişmeli taşınmazın kim veya kimler adına hangi pay oranları ile tesciline karar verildiğini açık ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gösterir tescil hükmü kurulması yerine, kararın eki olmayan veraset ilamına atıf yapılarak hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.